Herkesin hayatında çarmıhta yaşadığı ve kederlerin, acıların derin, sarsıcı izler bırakarak geçtiği yıllar ya da dönemler vardır. O dönemlerde hayatımıza ait acıları bütün dünyaya ait sanarız;oysa dünya bizim kederlerimizle değil, kendi halinde, seyrindedir...
Sevgiye inanmak değil, sevgiyi yaşamak gerekir. Sevgi, bir teori değil, pratiktir;inanmamız yetmez, onu ancak hayata, insanlara ve ilişkilerimize taşırsak inandığımızı doğrulamış oluruz.
Her şey gözden geçirilir ve insanlar yaşam serüvenlerinde ayakta kalabilmek için sezgileriyle bir çok felaketi fark ederlerdi ama hesaba katılmayan iki şey olurdu hep:Aşk ve ölüm! İkisi de hesapsız, habersiz gelirdi hep...
Hesap edilse, ne aşk ne ölüm böyle anlamlı ve böyle acı olmazdı belki...