1000Kitap Logosu
Yılmaz Odabaşı
Yılmaz Odabaşı
Yılmaz Odabaşı

Yılmaz Odabaşı

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
783 Kişi
3.234
Okunma
793
Beğeni
12,1bin
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
Diyarbakır, Türkiye, 15 Ağustos 1962
Yaşamı
Yılmaz Odabaşı, 1962 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlköğretimini Diyarbakır Erdil, Ankara, Kayseri ve Gaziantep’te, ortaöğretimini de Diyarbakır’da Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. Sonraki yıllarda önce “siyasal” nedenlerle, sonra da düşünce suçları kapsamında bir çok kez yargılandı. Tabela ressamlığı, otobüs şirketinde yazıhane katipliği, ilaç firmalarında tıbbi mümessillik ve kitapçılık yaptı. 1985-93 yılları arasında Diyarbakır’da 8 yıl gazetecilik yaptı. Bu dönemi anlatan "Güneydoğuda Gazeteci Olmak" adında bir kitabı da vardır. 1993 yılında siyasi baskılar nedeniyle Ankara’ya yerleşti. ‘81’den bugüne Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Yamaç, Yarın, Nitelik, Dönem Sanat Rehberi, Gökyüzü, Yugoslavya’da yayınlanan Tan ve Birlik Gazeteleri ile Çevren dergisi, Yeni Düşün, Broy, Parantez, Çağdaş Türk Dili, Temmuz, Cumhuriyet Dergi, Yazılı Günler, Yeni Yaprak, Varlık, Kedi Şiir, İnsan, Evrensel Kültür, İblis, Şairin Atölyesi, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri, İzlek ve Yine Hişt Gibi dergilerde şiirleri ve şiir konulu yazıları yer aldı. Bir kitabı Almanya’nın Köln şehrinde, bir kitabı da Irak’ın Dohuk kentinde yayınlandı. Bir çok şiiri değişik dillere çevrildi. rn 1987 yılında Temmuz dergisinin okur oylarıyla düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve yılın en beğenilen şairi seçildi. 1989 Tayad Şiir yarışmasında ikincilik, 1990 Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödülü, 1992 Petrol-İş Sendikası IV. şiir yarışmasında ikincilik ödülleri aldı. Bir çok şiiri Grup Kızılırmak, Grup Yorum, Danimarka’nın ünlü müzik topluluğu Sawage Rose ve Onur Akın tarafından bestelendi ve şiirleriyle birçok kasete ad verdi.
ercanscgn.
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur'u inceledi.
78 syf.
Yalnızlık tam bir yağmur olmuş yağmış sözcüklerin yüreğine Yılmaz Odabaşı'nın dizelerinde. Duygusal gelgitleri Jüpiter'in çekim alanı kadar geniş olan okurların, şairin şiirlerini okurken birazcık mantık hapını yutup okumaları lazım olsa gerek aşırı deprasyon doğurabilecek dizelerin çekimine karşı. Keyifli okumalar...
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Neşe
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur'u inceledi.
78 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
VURULDUM!
“Bugün 70'lerin başbakanı Nihat Erim'in adını bile duymamış insanların, o dönem hücrelerde yatan Ahmed Arif'in adını, şiirlerini halen yüreklerinde bir bayrak gibi taşıması, edebiyatın zamana direnen gücünün muktedir olanı her zaman yeneceğinin somut kanıtıdır.” Yılmaz Odabaşı Herkes şiir sevmez. Niye sevmez? Çünkü edebiyatın “overdose” kısmıdır da ondan. Aşırı dozda duygu alırsanız bünyeniz kaldırmaz. Hem bulaşıcıdır şiir. Umut, sevda, isyan, hatta yaşama sevinci bulaştırır. Birçoğumuz bu yüzden mesafelidir şiire. Ben bilirim bunu ama onlar itiraf etmezler. Sustuklarımızı bizim yerimize haykırır: “her ömür kendi gençliğinden vurulur” Karanlığa direnir; seni de yanında sürükler: “şiirleri sabahlara gerelim, aydınlık olsun” Olmadık yerde umuda salar insanı: “günlerin çarmıhında seni en güçlü kollarımla sevdim daha çok olsun dedim, her şey daha çok daha çok olsun yaşamak, madem doğduk” İnsan olma onurunu incitmeden ele verir seni: “yırtık bir ağrıyla dolaşıyorum günlerdir günlerdir parasızlık akıyor ceplerimden” En naif biçimde haddini bildirir: “kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; ... akşam, dönerken evine: filen kadarsın...” Aşk demeden aşkın binbir hâlini anlatır: “oysa ölünecek bir şey yokmuş gidince sen yaşanacak bir şey olmadığı kadar” Ve en fiyakalı vedadır giderken. Hoşçakal bile demeden: “bir su yatağı gibi aktım sonra kendime kan bile damlamadı, yürüyüp gittim yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim” Şairler... Adından önce dizeleri gelir aklımıza. “Tek kişilik kalabalıktır aşk.” demiş, dillere destan olmuş. “Yakarım Geceleri” demiş, dudaklara ses olmuş ODABAŞI Farsça olmuş, İngilizce, Almanca, Fransızca, Kürtçe olmuş şiirleri. Olmuş da dilden dile dolaşmış. Öyleyse, hiç okumadan olur mu?
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
67
Leyl_im
Şarkısı Beyaz'ı inceledi.
304 syf.
Sanırım haziran başlarında bir akşam. Gündüzüne inat, serin hava. Biraz yürüsem iyi gelir diyorum. Gidebilirsem Koşuyolu Parkı na kadar... Sabahtan beri hiçbir şey istemiyor canım. Tatlıcı Şeyhmus'un önüne gelene kadar sürüyor bu durum. Burma kadayıf görene kadar... Oturup bir porsiyon tatlı istiyorum. Henüz ikinci lokmayı bitiriyorum ki kesiyor, yiyemiyorum daha fazla. Sabahtan beri aç olmamdan olacak, dengem alt üst oluyor bir anda. Gözlerim hâlâ tatlıda, kalkıyorum yerimden. Felaketinden vazgeçememek benimkisi. Nasıl iştahla başlamıştım oysa. Sanırım çok sevsen de sabırsız davranmak hep dengeni alt üst ediyor... Hep öyle oluyor zaten.... Yilmaz Odabaşı'nın kendi dilinden yazdığı, ismini Cemal Süreya 'nın Şarkısı Beyaz adlı şiirinden alan roman, 80'li yıllar, darbe sonrası sıkıyönetim döneminde kendine yeni bir başlangıç yapabilmek için çabalayan bir adam, sıkıntıları, acıları ve ummadık anda kapısında bulduğu, aşık olduğu Nevin'i konu alıyor. Nevin, manik depresif, hukuk fakültesi öğrencisi. Tutarsız hareketleri, onun iyileşmesi için verdiği çaba yazarı ne kadar yorarsa yorsun, dengesini ne kadar alt üst ederse etsin, ne kalbe hüküm veriliyor, ne de kalbin çığlıklarından , dışarıdan gelen " boş ver " ler işitilebiliyor. Netekim sevmek, sevdiğinin iyi oldugunu bilmektir zira... Ama yolları kimse tutamamış bu zamana dek. Ne gidenlere gücü yetmiş yolu bekleyenin, ne de felaketi olsa da, sevmekten vazgeçmiş bir kere tutulan... Gitti...Kanatları yüreğimdeydi Kalan elimde minyatür bir kuş şimdi Yitirdim o aşkın kimliğini Hükümsüzdür... Keyifli okumalar...
Şarkısı Beyaz
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
43