Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur Toplu Şiirler

9,0/10  (8 Oy) · 
19 okunma  · 
9 beğeni  · 
514 gösterim
“Yılmaz Odabaşı, Türkiye’de yaygın anlayışa karşı etkileyici bir şair..." - Guardian Daily



“Biz biraz da Nâzım Hikmet’ten korktuk, şiir yazmadık. Yılmaz Odabaşı ise, 80’lerden itibaren bu toprakların güçlü dizelerini yazdı” - Yaşar Kemal



”Eğer şarkılarımızı dinliyorsan, şiirini okuyor ve duyuyorsak, biz birbirimizi de omuzluyoruz aslında... Yalan yok, seni ve şiirini seviyoruz.” -Ahmet Kaya



Yılmaz Odabaşı’nın bu kitabında, 34 yıllık şiir serüvenine dağılmış on bir şiir kitabı ilk kez bir arada sunuluyor. Siste Kalabalıklar (1985), Yurtsuz Şiirler (1987), Aynı Göğün Ezgisi (1989), Feride (1990), Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (1992), Cehennem Bileti (1995), Aşk Bize Küstü (1997), Çalınmış Bir Mahşer İçin Ahval (1999), Ey Hayat (2000), Buğulu Atlas (2002), Bana Yasak Sözler Söyle (2014).



Yılmaz Odabaşı, yazdığı ilk yıllardan itibaren şiirimizde 80 kuşağının özgün, sevilen ve yaygın okunan şairleri arasında yer aldı. Ahmed Arif'in epik ve dağlı sesi ile Attila İlhan'ın kentli lirizminin birleşimi sayılabilecek yalın ve imgesel yoğunluklu bir dil oluşturan şiirleri, 1980'lerin başından 2000'li yıllara dek genç kuşak şiir okurları üzerinde büyük bir etki oluşturdu.



Şair, bu kitabında yer alan şiirleriyle pek çok ödül kazandı. Çeşitli dillere çevrilen ve başta Ahmet Kaya olmak üzere birçok besteci tarafından yorumlanarak milyonların belleğine kazınan şiirlerle HER ÖMÜR KENDİ GENÇLİĞİNDEN VURULUR, bir başucu kitabı olmaya aday.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2015
  • Sayfa Sayısı:
    486
  • ISBN:
    9789755843223
  • Yayınevi:
    Öteki Yayınevi
  • Kitabın Türü:
DUA 
 18 Mar 21:37 · 10/10 puan

Ve Yılmaz Odabaşı

Kendisiyle uzun yıllar önce facebook paylaşımları aracılığıyla tanıştım. Kitabını elbette bu şehirde bulamamıştım. İnternette bulabildiğim kadarıyla şiirlerini okumuş, sevmiştim. İşte bu adam bu şiirleri benim için yazıyor demiştim.

Yıllar geçince unutmuştum adını. Kitabı olmayınca tekrar tekrar okuyamamış aklımdan çıkartmışım. Hatırlatan Mete Özgür'e ve ismini yazamadığım birisine çok teşekkür ederim. Öğretmenim canım benim, seni ben pek çok severim. Renkli kalemleri sakla bir gün gelip alacağım senden.

Yılmaz Odabaşı 1962 Diyarbakır doğumlu ve tabi hukuk okurken 12 Eylül 1980 darbesi ile tutuklanan bir şair abimiz. Kendisi 80 darbesinin yarattığı ruhsal girdaplar sonucu dağlara çıkmak yerine şiire sığınmış. Bir kere adı kötüye çıkmasın insanın. Elbette ki edebiyat yapmasının önüne bir sürü engel konulmuş. Şiir notlarına el konulmuş kitap basması yasaklanmış. Sırf şiirinin ismi Pusuda yalnızlık olduğu için göz altına alınmış. Şair Orhan Veli ile beraber şiirleri yayınlandığı için Orhan Veli kod adı zannedilip her seferinde gözaltında tutulmuş. Orhan Veli'nin örgüt üyesi olmadığına hatta hayatta olmadığına bir türlü inandıramamış.

" Aşk zordu, iş zordu, düş zordu ve yazmak, üstüne üstlük ruh sağlığımızı korumak belki de sadece bizim için nedense çok zordu bu ülkede" diyerek durumu tek cümleyle açıklamış.

Şiir sadece ilham alan değil ilham veren olmak zorundadır. Bu yüzden şairler sadece gerçeklerde değil düşlerde de dolaşmalıdır. Bu konuda Yılmaz Odabaşı güzel bir başarı yakalamış.

Şiirlerine gelirsek, beni benden etti diyemiyorum çünkü zaten beni, bizi yani insanları anlatıyor. İnsandan ve yaşamdan beslenen şiirler, gerçeklerle açık açık yüzleştiriyor. Acıların insanı nasıl örseledigini anlatıp duruyor mısralarında.

Şiirleri rasyonel bir şekilde hayatınıza duygularınıza dokunuyor. Bıkkınlığı ve bıçkınlığıyla mısraları ayrı bir ses tonuyla konuşturuyor. İsyan süzgecinden geçirip okuyucuyu sunuyor.

Aşk olsun, nefret olsun, pişmanlık olsun bütün tahammülsüzlükleri kelimelere dizip şiirle feryadını gizlemeyen insan. Suları bıçaklamış. Bayat intiharların izini hem bileğinde hem yüreğinde taşımış. Tek kişilik yaşadığı aşkı kendi dünyasında kalabalıklaştırmış.

Şairin dili ise bazı şiirlerde bana çok fazla tanıdık geldi. Çoğu zaman kimi okuduğumu unutup kapağına baktığım oldu. İdeolojik olarak hep aynı şairleri okumayı sevdiğimden olsa gerek. Kim kimden esinlendi bilemiyorum ama sevdiğim bir tür olarak bolca şiir okumaktan mutlu oldum. Kitabı mecburen yarım bırakıyorum. Toplamda 11 şiir kitabı birleştirilmiş. Hem bitmesini istemiyorum hemde üst üste fazla bunalım bana iyi gelmiyor. Çünkü çok fazla içselleştiriyorum. Çünkü şair çok fazla başarılı.

"Şimdi ölsek;
En fazla kahvede çaylar soğur."

demiş. Bence ölmeden pek çok şiir bırakması gerek bu yeryüzüne…