Ne uyuyorum ne de bir şey yapabiliyorum. Boş, bomboş, geçmişi ve geleceği olmayan, kişiliksiz bir eşya, bir saksıya da ne bileyim kapı tokmağı gibi hissediyorum. 
Her sabah gazeteleri hayatımı değiştirecek, etkileyecek yeni bir şeyle karşılaşma umuduyla okuyorum. Belki bir dünya savaşı çıkar diye düşünüyorum ya da başka bir şey. Savaş çıksın istemiyorum. Beklediğim, değiştiremediğim hayatımı değiştirecek bir olay. Hayatımı değiştirecek gücü kendimde bulamıyorum. Zaten bu değişmenin nasıl olması gerektiğini de bilmiyorum.
Avrupa’dakilere benzememizden yana olmalısın! Ama bu, burada oturup şu züppelerle yemek yemek değil. Dans etmek, Fransızca konuşmak, şapka giymek hiç değil...Hürriyetten, serbestlikten yana olmak demektir