Din, siyasi güçlerle ilişki içerisine girdiğinde ne yazık ki ruhunu, yani manevi boyutunu kaybeder. Yine de pek çok yerde toprak, egemenlik, siyasi nüfuz, siyasi gündem ve toplumun varlığını korumak adına yapılan sayısız kanlı mücadelede sürekli olarak din kullanılmaktadır. Bu durum dinlerin çoğu için geçerlidir: Hristiyanlık, İslam, Yahudilik, Budizm, Hinduizm, Şintoizm ve geleneksel yerel dinleri de içeren diğer dinler.
Zaman zaman Pentagon’da ve Beyaz Saray’da görev çatışmasını kışkırtmak amacıyla, gayet uygun biçimde “cinayet kurulları” (bir planın veya kişinin başarısız olma ihtimalini en aza indirmek için, o planı henüz uygulama aşamasına gelmeden en sert ve en acımasız eleştirilerle adeta "yaylım ateşine tutan", zayıf noktaları tespit eden "şeytanın avukatları" komitesi) adı verilen, en dik kafalı üyelerden oluşan ve işlevleri planları ve adayları sorgulayarak aşağı çekmek olan komiteler kurulmaktadır.
Bir deneyde, insanların ortakları tarafından övülmek yerine eleştirildiklerinde yeni bir ortak isteme olasılıklarının dört kattan fazla olduğu görülmüştür. Pek çok iş yerini kapsayan bir çalışmada; çalışanlar, iş arkadaşlarından sert geri bildirim aldıklarında en yaygın tepkilerinin bu kişilerden kaçınmak ya da onları ekiplerinden tamamen çıkarmak olduğu ve ertesi yıl performanslarında düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir.
Güçlü önderler kendilerini eleştirenleri yanlarına alarak, kendilerini daha da güçlü kılarlar. Zayıf olanlarsa eleştirenlerini susturarak, kendilerini daha da zayıf hale getirirler...