Fatma Tayboğa

Değersiz hisseden içten küçülür ve değersizleştirene kendisini kapatır. Değersizleştiren dil ve üslup, derinden yaralar. Varlığının tanındığını ve değerli olduğunu kendisi için en özel insanlardan duymaya ve hissetmeye ihtiyaç olan çocuğun itibarsızlaştırılması,değersiz hissettirilmesi, en basit işlerde bile mükemmellik bekleyen, istediğini göremediğinde de azarlayan anne baba tepkisi çocuğun güvenini zedeler. Çocuk anne babası ile olan sıkıntısını çözemez. Çözemedikçe hırçınlaşır, hırçınlaştıkça da eleştirilir. Eleştiri karalamaktır, karalamak yaralamaktır. Yaralanan çocuk başını koyacağı bir omuz, dizine yatacağı bir şefkat kaynağı arar. Bunu evde bulamazsa,dışarıda arar ve yanlış ilişkilerden medet umar.
Reklam
Dinlenen, fikri sorulan ve saygı ile muamele edilen çocuğun şahsiyeti en güzel şekliyle yapılanır. Ortak paylaşımlarla oluşturulmuş güçlü bağlar, çocuğu ve genci, derin ve güçlü dalgaların savurmalarına karşı korur. Çocuğun akranlaryla ve anne babasıyla birlikte yaptığı sıradan işler, aktiviteler ve sohbetler, o dönemin en çok ihtiyaç hissedilen, özlenen ve çocuğu yuvada tutan malzemeleridir. Beslenen değerler var olur. Korunan değerler uzun ömürlü olur. Birlikte mutlulukla yaşanan güzel zaman dilimleri, geriye bakıldığında çocuğun kendisini ait hissedip tutunduğu kökleri olur.
İnsan neye çok önem verirse, o hayatına şekil verir. O yüzden anne ve babaların, kendileri için öngördükleri doğru bir tarzı olmalı ve o tarzı yakalamak için ciddi emek vermesi gerekir. Yoksa hayatın akışına bırakılan her şey, tıpkı ömür gibi ne zaman biteceği belli bile olmadan geçip gidiyor. Bir de bakmışız ki aradan yıllar geçmiş ve anne babalar olarak bizler, Allah (c.c) korusun, özensiz bir hayatin mimarlari oluvermişiz.
Akıl, aç ve susuz kalınca eline geçirdiğini kullanır. Erdemli insan olmaya yönelten bilgi ve örneklerden yoksun kaldıkça, en çok gördüklerine yönelir,alışır ve alıştıkları doğru gelmeye başlar. Ya aklımızı doğru gıdalarla besleyerek insanca bir hayat yaşarız ya da yaşadığımız hayata inanarak karşımızdakileri suçlarız, seçim bizim...
Bugün ülkeleri işgal etmek isteyenlerin de ilk hedefi kadın ve ailedir. Güzellik, moda, özendirilen çizgi dışı bir hayat, toplum ahlakının temeline dinamit atmak gibidir. Çünkü kadın bozulursa, toplum bozulur.