Hepimiz gibi o da “umut vaat eden bir delikanlı “ imiş ama vaat edilen umudun gerçek anlamını hiç anlayamamış . Asıl görevinin doğayı kusursuzlaştırmak ; kendisinin , kültürünün , ailesinin , şehvetinin , kaba hayvansı doğasının üzerine çıkabilmek olduğunu , kim ise , ne ise o olması gerektiğini anlamamış . Büyüyememiş , üzerindeki deriyi çıkartıp atamamış :umut vaat etmeyi yanlış anlayıp maddi ve mesleki hedeflere saplanıp kalmış . Daha içindeki “Kendin ol “ sesini bastırmadan bu hedeflere ulaştığında ise ümitsizliğe düşmüş ve kendisine oyun oynandığını düşünmeye başlamış .
Hedefler mi ? Hedefler kültürün içindedir , havanın içindedir . Siz onları solursunuz . Beraber büyüdüğüm bütün delikanlılar aynı hedefleri soludular . Hepimiz yahudi gettosundan daha ileri tırmanmayı ; yükselmeyi ; başarı , zenginlik ve saygınlık elde etmeyi istedik . Bunları herkes isterdi ! Hiçbirimiz oturup kendimize hedef belirlemeye çalışmadık ; onlar zaten önümdeydi , zamanımın , arkadaşlarımın , ailemin doğal sonuçlarıydı…