Tanrım bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe nasip et. ( Konfüçyüs )
''Ben genellikle gecenin gündüzden daha canlı ve zengin renklere sahip olduğunu düşünmüşümdür.''(Van Gogh)
Bir nefes çıktı içimden, sessizce. Ev inledi, eşyalar, pencereler, sokaklar, sokaktaki çöp dağı, eşeleyen it çetesi, taş ve ahşap evler, sokak lambaları, ayak sesleri, sarhoşlar, evsizler, neonlar, gece yarısı, Roman mahallesi inledi.
Yüzümü okşar, burnumu oynatır ya da göğsüme sokulur, yine uyurdu. İçim büyür, içimde dolunay olur, önümde ince bir bulut geçer, bedenim manzaraya dar gelir, burun direğim sızlardı. Usulca kalkar, pencerede bir sigara içerdim. Saray uyur, burun uyur, şehir uyur, martılar uyumazdı.
Bir şey içime oturmuş kalkmıştı. Yok olmak. Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydim. Yerime Kız Kulesi'ni bıraksalardı. Ne alakaysa?