Dilara

"Kunduz! Sen benim mucizemsin!" "Benim yüzümden ağlama, dayanamıyorum." "Şu yavan dünyanın en tatlı katığısın." "Asıl mucize sensin." "Ölümü arzulama güzel insan, sen! Sen her ne kadar yeterince yaşadığını düşünsen de, ben ve benim gibilerin sana ihtiyacı var."
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Bende normal bir insan olarak doğmak, büyümek ve ölmek isterdim. Bende sevmek, âşık olmak, sonunda âşkımdan ölmek isterdim. Ben de savaşmak, gazi olarak geri dönmek ya da ölmek isterdim." İçini çekti, sağ gözünden bir damla yaş siyah pantolonunun üstüne düştü. "Ben de... Ben de ölmek isterdim..."
"Dünyanın yavan bir yer olduğunu anlamak için öylesine uzun yaşadım ki, bazen lanetli biri olduğumu düşünüyorum."
"Geleceğim..." Kapıyı açmadan hemen önce, bakışlarının yarım bıraktığı cümleyi tamamladı. "Her neredeysem mutlaka geri geleceğim."
Kunduz ayaklarımın kendi bıraktığı izin üzerinde olduğunu görünce gülümsedi. Sonra da yeniden önüne dönerken "Sanırım biraz daha minik adımlar atsam iyi olacak. Değerli öğretmenimi yormak istemem."dedi.