• Kişi, beyin büyüklüğünü ve nöronların uzunluğunu arttırabilir. Buradaki sorun, beynin enerji ihtiyacının da artacak olmasıdır. Bu yüzden açığa çıkacak ısı da artacak, hayatta kalmamızı zorlaştıracaktır. Beynin enerji kullaranımı arttıkça ısınma da artacak, vücut sıcaklığı çok yükselirse dokularda hasar oluşacaktır (metabolizmamızın devamlılığını sağlayan kimyasal tepkimelerin gerçekleşebilmesi için vücut sıcaklığı uygun bir aralık içinde kalmalıdır). Ayrıca, uzun nöronlar sinyalin bir yerden bir yere ulaşma süresini uzatacak ve düşünme işlevini yavaşlatacaktır.
• Kişi, aynı alana daha çok sığdıracak şekilde nöronları inceltebilir. Ancak nöronlar inceldikçe aksonlarda yer alan karmaşık kimyasal/elektriksel tepkimeler gerçekleştirilemeyecek ve sonuçta hatalı uyarımlar oluşması kolaylaşacaktır. Scientific American'da yazar olan Douglas Fox'a göre "İyon kanalları dediğimiz, nöronlarda elektriksel iletimi sağlayan protein yapıları, doğaları gereği çok kararsızdır. Buna bütün kısıtlamaların temel taşı diyebilirsiniz."
• Kişi, nöronları daha kaim hale getirerek sinyal iletimini hızlandırabilir. Ancak bu da enerji ihtiyacım ve üretilecek ısıyı yükseltecek; bununla birlikte, sinyalin hedefine ulaşma süresini uzatacak şekilde beyin boyutlarını da arttıracaktır.
• Kişi, nöronal bağlantıların sayısını arttırabilir; ancak bu yine enerji gereksinimi ve ısı üretimini arttırır, beyni daha büyük hale getirirken daha yavaş çalışmasına da neden
olur.
Ayrıca, bu testler yalnızca zekânın belirli bir türünü, bazı psikologların deyimiyle "yakın-
sak" zekâyı ölçüyor. Yakınsak zekâ yalnızca tek bir düşünce hattına odaklanır; karşılaştırma, ayrıştırma gibi daha karmaşık "ıraksak" düşünce şekillerini göz ardı eder.
Einstein'nı da söylediği gibi "Zekânın gerçek göstergesi bilgi değil, hayal gücüdür." Einstein'a göre hayal gücü, bilinen dünyanın sınırlarım yıkmak ve bilinmeyene adım atmaktı.