yaralı kalbi huzur bulmuştu. Kalbinden tıpkı aşk gibi nefrette akıp gitmişti, ama artık bu durumun ona mal olduğu acıyı düşünmüyordu. Artık eskisinden daha gerçek, daha zengin, daha mükemmel bir insan olduğunu kabul etmeliydi. O halde keşke olmasaydı diyebileceğin ne olabilirdi? Yani bu çektiği tüm acılar onun hayrına mı olmuştu? Her şey mutluluğa dönüşebilir miydi? Kendisinin daha yüksek bir insanlık düzeyine ulaşmasına katkıda bulunacak her şey gözüne hoş görünüyordu. Eski şarkılar yanılıyordu. Daimi olan tek şey keder değildi. 
sonra aklına birdenbire belki de her şeyin nihayetinde kişinin kendisine bağlı olduğu, kendinin ve mutluluğun yalnızca kişilerin olayları farklı algılama biçimlerinden kaynaklandığı düşüncesi geldi. Bu yıl ,başından geçenlerin talih mi yoksa talihsizlik mi olduğunu kendi kendine sordu. Bunu kendisi de bilmiyordu.
Hayat, Mahmuza ve kırbaca tahammül edemeyen Taylar için zordur. Üzerlerinden geçen her acıyla Ürker, vahşi yollardan derin uçurumları dört nala koşarlar. Yol taşlı ve yolculuk zahmetli olduğunda yüklerini devirip çılgınca kaçmaktan başka çıkış yolu bilmezler.
filozof ihtiyar Eberhard amca onların bu inancıyla alay etti, fakat inanmamakta bu kadar ısrarcı olan birine fikrini Soran olmuş muydu ?eberhard cehennem ateşinin tam ortasına yatırılsa, ve iblislerin tepesinde durup ona sırıttıklarını görse bile, yine de onların var olmadıklarını, çünkü var olmayacaklarını söylerdi. Büyük bir filozof olmak bunu gerektirirdi.
artık hastalığı geçmiş ateşi düşmüştü. Yeniden soğukkanlı ve aklı başındaydı. Kendini delilerle dolu bir dünyada aklı başında tek insanmış gibi hissediyordu. Ne seviyor ne de nefret ediyordu. Babasını ve diğer herkesi anlayabiliyordu. Anlayan kişi nefret etmez.