Herhalde Atatürk inkılaplarındaki laiklikten maksat, basit görüşlerin illeri sürdüğü gibi "dini yıkmak" olmamıştır. Bu hareketin bir cephesi Allah'la kul arasına girmiş ve İslam’i bir takım gayri İslami kisvelere büründürmüş olan, unsurların ortadan kaldırılmasıdır.
"İslamcı" derken ne demek istediğimizi kesinlikle belirtmemiz gerekir. Benim görüşüme göre İslamcı, inter alia, aile yapısındaki değişikliklere bir panik tepkidir.
Gençliğimde radyolarda yalnızca "klasik" Türk (yani Oryantal) müziğinin çalınmasına izin verilirdi. "Halk" için Türk müziğinin çok daha geniş bir anlamı vardı: Halk türkülerini, büyük zilleri, darbukaları ve klarnetleri içeriyordu. "Halk" zorunlu batılılaşma menüsünün parçası olarak boğaz içi vapurlarının megafonlarından iki kıyıya yayıla yayıla Ravel'in, "Balero"suan itibar etmiyordu. Gecekonduya nakledilen Osmanlı Oryantal müziğin karakteristik estetiği daha sonra gayet uygun olarak "Arabesk" adı verilen, meşrutiyeti bizim jakoben entelijensiyanizm bazı kesimlerce hala sorgulanan yeni bir müzik türüne dönüşecekti.