Kitap okuma alışkanlığıma tekrar kavuşabilmek ve beğendiğim alıntıları sadece kendime not olarak kaydetmek için bu uygulamayı kullanıyorum. Takip etmek, beğenmek gibi önceliklerle burada değilim. Anlayışınız için teşekkürler.
Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli, çok dilli bir toplumdan hepsi birbirine benzeyen bir Türk ulusu yaratma çabası, böyle zorlamaları da beraber getiriyordu işte. Devlet bu yüzden Türk kimliği üzerinde bu kadar hassastı. Çünkü yine ağabeyimin deyimiyle, biz diğer mevcut uluslar gibi kendimize bir devlet yaratmamıştık. Yani tam olarak bir ulus-devlet değildi kurulan, devlet kendine bir ulus yaratmıştı. Yeni kurulan cumhuriyetimiz için daha çok, devlet-ulus denebilirdi. Bu yüzden de, devleti eleştirmek ulusa darbe vurmak anlamına geliyor ve bağışlanmıyordu.
"Acı çekme ayrıcalığı diye bir şey olabilir mi sence?"
"Herhalde olamaz" dedim.
O zaman niçin Ermenilerin yanında Balkan Türklerinin, Anadolu Türklerinin, ölen milyonlarca insanın, topraklarından sürülenlerin ızdırabını göz ardı ediyorsunuz.
Batılı devletler Osmanlı'yı parçalarken bu ülkenin bütün tebası acı çekti, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler. Kabul, ama ölen 5 milyon Osmanlı Müslüman unutuluyor. Bu haksızlık değil mi?"
Sadece profesyonel askerlere değil, vatani görevi için silahaltına alınanlara da, düşünmekten daha önemlisinin itaat etmek olduğu öğretiliyordu.
Adımları kadar sözleri, selamlaşmaları, düşünceleri de birbiriyle aynı olan insanlar yetiştirmekti amaç. Bu durumda, insanların özellikleri birbirleriyle aynı olacağı için, herkese ancak omuzlarındaki ve kollarındaki işaret kadar değer veriliyordu. Bu makineye bir taraftan insan giriyor, öteki taraftan asker çıkıyordu.