ferde

Histeri kuramını ele alalım: normal bir düşünce zincirinin normal olmayan bir psikolojik işleme tabi tutulmasına, bu düşünce çocukluktan gelen bastırılmış bilinç dışı bir arzunun taşıyıcısı olduğunda rastlıyoruz.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Rüya, uyanma sürecinin başlangıcıdır.
Arzu’nun üç ayrı kaynağı olabileceğini düşünüyorum: 1)Arzu gündüz doğmuş ve dışsal koşullar nedeniyle tatmin edilmemiş olabilir. Bu durumda varlığı bilinen ama tatmin edilmemiş bir arzu geceye havale edilmiş olur. 2) arzu, gündüz oluşmuş ama reddedilmiş olabilir. bu durumda elimizde giderilmemiş bastırılmış bir arzu vardır. 3)arzunun gündüz yaşamıyla bir ilgisi olmayabilir, gece bilinçdışında uyanan arzulardan biri olabilir.
Rüya, bir bütün olarak rüyayı görenin eski ilişkilerine geri dönüştür, çocukluğun, çocukluğa hükmetmiş olan dürtü uyarımlarının ve çocukluğun sahip olduğu ifade biçimlerinin yeniden canlanmasıdır.
Ruh acaba rüyanın oluşumunda sonsuz bir biçimde geliştirdiği bütün becerilerini mi yoksa işlevleri sınırlı bir kısmını mı kullanıyor?