Yalnızlığımın içinden gelip geçen insanlar görüyordum..kağıttan hayatlar ve hayaller o soyut varlıkları takip ediyordu....Ben bir ortaçağ karanlığı yaşıyordum, kalbim ve aklım duymuyor görmüyordu. Tanrı beni bütün açık seçikliğimle görüyordu, duyuyordu da... fakat ben yaşamaya kördüm, yok gibiydim...eski bir minibüste müzik eşliğinde, o soyut varlıkları imgeliyordum zihnimde ve ruhumda...ama onlar beni bilmiyor ve görmüyordu... hepsi bir düşünceden ibaret olabilirdi, bu bir ihtimaldi... ama varlıkları kesindi. Tanrı hepsini bir sanat portresi gibi yaratmıştı. Fakat bunu anlamaya engel bir ortaçağ karanlığı vardı imgelerinde...