Fevzi dadak

Fevzi dadak
@Fevzi1453
Gaziantep
16 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bir buruk hikaye düştü gönlüme... Bahane arayın ! Bahane arayın ! diye başlamıştı kulağımdaki kadife ses, ne muazzam bir sesti o… işte o sesin diliyle anlatayım size bu kıssa-i âzimi … İstanbul da bir Zeynep Kamil Hastanesi vardır bilirsiniz. Haydarpaşa’da. Zeynep Sultan tarafından yapılmıştır. Orayı yaptıran mübârek padişahın vâlide-yi muhteremeleridir Bu kadıncağız, hacca gitmiş bir iki defa. Küçüklüğünden beri namazını da bırakmamıştır,bu mübârek kadın. Bir gün Şeyhü’l İslam’ı saraya davet etmiş. Gelmiş Şeyhü’l İslam : “Buyurun Sultanım!” demiş. “Hocaefendi sana bir şey soracağım.” “Buyurun Sultanım” demiş. “Ben hacca gittim hiç namazımı bırakmadım. Borcum yok. Orucum yok. Şu fani dünyada hep İyilik yapmaya çalışıyorum ama bir derdim vardır. Dünya gözüyle bana bir anahtar usulü öğret de Rasûlullah’ı rüyamda göreyim” Şeyhü’l İslam: “Sultanım! Üsküdar kısmında bir hastane yok, oraya emredin de bir hastane yaptırsınlar” demiş. Emrediyor, yüce gönüllü valide,ve Zeynep Kamil Hastanesi yapılıyor. Bir doğum hastanesi. Her şey yapılmış. Aradan bir iki ay geçmiş. Hastane işliyor. Binlerce kadın gelip doğum yapıp gördükleri hoş muameleden ötürü dua edip gidiyorlar. Şeyhü’l İslam’a haber göndermiş Valide sultan demiş ki : “Dediğinizi yaptım halâ göremiyorum efendim !” Şeyhü’l İslam da “Sultanım bir defa ziyaret buyurun hastaneye.” demiş. Kalkmış saraydan. Haydarpaşa’ya gitmiş. Doğru hastaneye. Gezmiş hastaları. Girmiş bir koğuşa : “Nasılsınız” hepsi Sultanı tanıyor. “İyiyiz Sultanım Allah ömür versin” demiş. “Bir arzunuz var mı?” demiş. “Yok Sultanım çok iyi bakıyorlar” demişler. “Başka bir arzunuz var mı” demiş. “Söyleyin yiyeceklerinizden, içeceklerinizden şundan bundan.” “Yok Sultanım, Allah senden razı Olsun! Hepimize bakıyorlar” demiş. Orayı, burayı bütün hastaneyi
Reklam
Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” der Yaşar Kemal… Ne yerinde bir sözdür bu… “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” der Yaşar Kemal… Ne yerinde bir sözdür bu…  İlk duyduğum anda içimden dedim ki “-Ne batıl bir sözdür bu!“ "Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet! Hıyanetten daha zalim merhamet? Bu nasıl bir sözdür böyle, anlayan var mı a canlar… Gelin o vakit bu sözü anlatı verelim. Haçlı Ordusu Anadolu'ya ikinci seferiydi. Ordu askerleri Torosları aşıp elmalıya geldiler. Sefer boyunca bu kadar adama ekmek lazımdır. Aş lazımdır. Ne yapacak kâfir? Çöreklenecek ahalinin üzerine. Velhasıl bu Haçlı Ordusu elmalıya yerleşince orada yaşayan kendi ırklarından Rumlarla birlikte hareket etmeyi umarlar, ama o kadar orduya yardım etmek istemeyen Rum ahali dahi bunlara isyan eder. Türkmenlerle bir olur. İş o hale geldi ki Rumlar bu Haçlılar ile savaşır oldular. Haçlı küffarı şaşkına dönmüş idi. Hain dediler o Rum ahaliye. Türkün kılıcından ziyade, Rum'un kendilerine hıyanetinden çeker olmuş idiler. Derken Haçlı Ordusu, Elmalı’da teslim oldu. Bitkin, sersefil, aciz duruma düşüp aman dileyen bu Haçlı askerlerine sahip çıktı Elmalı’daki Müslüman Türk ahali. Öyle ya aman dileyen iblis olsa vurmak yakışık almaz. Onlar da öyle yaptılar merhamet gösterdiler. Rivayet ederler ki bu Haçlı esirlerin üç bin tanesi bu merhametten etkilenip Müslüman olmuştur. İşte neticeyi gören Papaz Odeon çaresiz haykırır… "Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet! O kadar zalimsin ki düşmanımızı bile sevdirdin!" Böyle işte bu işler...