Annemden utanıyordum, kurak toprak gibi çatlamış ellerinden, rengi atmış yas kıyafetlerinden, konuşmak için ağzını her açışında dilinden dökülen cehaletinden.
PEKİYİ'yi okudum. Ama hiç etkilenmedi. Her şeyin üstesinden kolaylıkla gelebildiğimi sanıyordu. Latince ödevini yaparken ne denli zorlandığım hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım. Biri beni daha ağzımda sütü kurumamışken evlatlık vermişti, diğeri de beni on üç yaşımda ilk anneme iade etmişti. Ayrılıkların, yalancı ya da gerçeği söylemeyi reddeden akrabaların, mesafelerin kızıydım. Kimin kızı olduğumu artık bilmiyordum. Aslında şimdi bile bildiğim söylenemez