Hemen biraz önce sahil yürüyüş yolunda, (aylardan Kasım ise, gerçek bir yalnızlık duygusuyla baş etmenin en zor olduğu aydır Kasım) kendimle başbaşa kaldığım zamanların ağırlığı altında müzik eşliğinde uzun bir yürüyüşe çıktım. Hani tekrar tekrar çalan bir şarkı vardır, tam da öyle bir şarkıyla içim köpürürken, yüzlerini tanımadığım iki genç birden bire ayağa kalkarak nasılsınız hocam dedi? Bir ara şaşırdım. Ne zaman hoca oldum ki? Bölümlerini sordum, denizcilik fakültesi öğrencileriydi. Anımsadım. Özel sektör ve üniversite arasında sıkıştığım dönemlerde bu gençlerin bir kaç dersine "misafir öğretim elemanı" olarak girmiştim. Beni mutlu eden bu tanınmışlık, yüzümün bir başkası tarafından bilinmesi, hoşuma gitti. Bir anlamda var olmuştum yeniden. Oysa kalabalık yığınlar arasında o kadar yalnız ve kaybolmuş hissediyordum ki bu iki genç, yeniden, gerçek ve duyulur bir dünyada tebessümle "nasılsınız?' Diyerek varlığıma bir kimlik kazandırmıştı. Onlara teşekkür ediyorum buradan.
Şimdi bir babayla küçük oğlunun oltayla balık yakalama çabalarını izliyorum. Tekrar tekrar çalan şarkı değişti. Karşımda şehir ışıkları ve sakin bir deniz...