Bir kimseyle olan ilişkinizin başkalarıyla olan ilişkilerinizi etkilemesi, sınırlarla ilgili sorunlarınızın bulunduğunu kesin olarak gösterir, çünkü o kişiye hayatınızda gereğinden fazla güç veriyorsunuz demektir.
Bir başkasını asla dünyadaki tüm iyiliklerin kaynağı olarak görmemeliyiz. Bu bizim hem ruhsal ve duygusal özgürlüğümüzü incitir, hem de gelişimimizi engeller.
İşte bu yüzden sınırları yara alan kişiler, sınırlarını belirlemeye başladıklarında içlerindeki öfkeyi görünce şaşırırlar. Bu öfke “yeni” değil “eski”dir. Bu duygunun kaynağı yıllar boyu asla dile getirilmemiş, saygı görmemiş ve duyulmamış “hayır”larımızdır. Tüm kötülüklere ve ruhlarımızın ihlal edilişine karşı duyduğumuz itiraz hissi içimizde yaşar ve kendi gerçeklerini dile getirmeyi bekler.
Çoğu zaman sınırların olmayışı itaatsizliğin göstergesidir. Sağlam sınırları olmayan kişiler genellikle dışarıdan uyumlu gibi görünür ancak içlerinde başkaldırı ve öfke taşırlar. Hayır diyebilmek ister, fakat bundan çekinirler. Bu nedenle korkularını gönülsüz bir “evet” ile örterler.