İnsan, yaşı ilerleyip de önünde kalan zamanın arkasında bıraktıklarından daha az olduğunu gördüğünde, kararsızlıklarla,ertelemelerle,ilgi dağınıklıklarıyla hovardaca harcanak yılları kalmadığını anlar.
Dedim ya,senin bahçende bir ağaç olmak istiyorum. Büyürsün, yeşerirsin; kurur, kül olur, toprağa karışırsın. Ne güzel! Ekmek elden,su gölden... Ağrı,acı duymuyorsun, ağır ağır ölüyorsun ama hissetmiyorsun. İnsanın öldüğünü hissetmemesi iyi bir şey midir bilmiyorum ama ağaç olmanın birtakım başka faydaları da vardır herhalde.
Varlıklılar varlıklarını, bilgililer bilgilerini, entelektüeller entelliklerini, makam ve mevki sahipleri üstünlüklerini; giydikleri elbisedeki küçük bir ayrıntıdan konuşmalarında seçtikleri kelimelere kadar her yerde sergilemeyi nasıl da başarırlar.