Yüzlerce yıl keşfedilemeyen, hep yabanlar elinde sömürülen, bir türlü kendi kendisinin efendiliğini alamayan Anadolu'nun derdi!.. Şuurlandırılamayan derd.
Diri diri gömülen birkaç saat sonra ölür; bir parça kuru ekmeğe ve birkaç nefeslik havaya mahsus bir delik bırakarak; beni ömrüm oldukça mezarda oturtmaya mahkûm ediyorsunuz!
O: Aydınlık neresi? Karanlığın çıktığı yer! Karanlık neresi? Aydınlığın girmediği yer! Gelin siz, paraya ışık deyin! Para olmazsa ben karanlığı nerede bulacağım?
İŞSİZ: Karanlıkta ne arıyorsun, Kâtip?
O: Allah'ı arıyorum, ahlâkı arıyorum.
Ahlâka dönüyorum. Tohumumla ağacım arasındaki tezadı barıştıramadım amma, kendi öz çekirdeklerime kadar, ahenk içindeki dünyayı, tezadsız dünyanızı ne güzel belli ettim!