Her yazar ve her kitap karşımıza ihtiyaç duyduğumuzda çıkıyor. En azından ben öyle inanıyorum. Sağlık iletişimine merak salmışken, hastalık anlatıları odağımdayken çıktı karşıma Oliver. Yaşasaydı kendisine adıyla hitap etmeme bir şey demezdi kanımca. İlk Gavin Francis’in kitabında ve yanılmıyorsam Ayfer Tunç’un etkilendiği yazarlar arasında duymuştum adını. Benim Periyodik Tablom çok ince bir kitap. Hastalandığı hatta ölmeden önce yazdığı son yazılar diyebiliriz. Kendi deyimiyle yaşanmaya değer iyi bir hayattan anladığı şeye kendi içindeki huzura yöneldiği dönemlerden birinin ürünü. İnsana odaklanması… Evet ilgimi çeken şey bu sanırım. Hastaya odaklanmak, onun hikayesini değerli kılmak. Kısa yazmak ama bir o kadar anlamlı bir konuya değinmek. Bence yaşamın anlamına dair satır aralarında çok şey anlatan bir kitap. Baskısı bu ara yok. Ben hep yaşadığım şeyi tek ben yaşıyorum gibi hissederdim. Büyük yazarlar, bilim insanları gibi kişilerin örneğin ailesine kimliğini veya seçimlerini açıkladığında yersiz şekilde ötekileştirilmez sanırdım. Elbet daha gençken böyle düşünürdüm Oliver gibi bir bilim insanı nasıl anılmak isterdi? Ardından ne konuşulsa mutlu olurdu bilmiyorum ama tahminim bir insana, içindeki insaniyeti hatırlatan bir yankı olarak hatırlanmak isterdi. Ben de öyle anılmak isterim. Kitap eleştirisi yazıyorum ama istemsizce onunla zihinsel kurduğum bağ aklıma geliyor. Hayattan aldığımız kadar hayata ve topluma vermeliyiz, katkı sunmalıyız. Bunu başardığını düşündüren hatta elbet başaran bir yazar Oliver. Motor tutkusu ya da gençliğinde yaptığı hatalar. Hareket Halinde kitabını okuyacağım. Neden Benim Periyodik Tablom adı? İlgili yazısını okuduğunuzda ve yazının ön sayfasında olan masasının fotoğrafını incelediğinizde bunu daha iyi anlayacaksınız.