Çaadayev “Felsefi Mektuplar” 1836
“Biz Ruslar, yasadışı ilişkilerin ürünü olarak doğmuş çocuklar gibi, bu dünyaya sunacak bir mirasa sahip olmaksızın, yeryüzünde bizden önce yaşamış insanlarla hiçbir bağlantımız bulunmaksızın gelmişiz; yüreklerimizde kendi varlığımızdan önce edinilmiş derslerden hiçbirisi yok. Her birimiz kendisini, ailenin kopan bağlarına bir kez daha bağlamak zorunda. Öteki halklar arasında bir alışkanlık, bir içgüdü olan şeyleri, biz kafamıza balyoz vuruşuyla sokmak zorundayız. Anılarımız, dünden gerilere gitmez; sanki kendimize yabancı gibiyiz. Zaman içerisinde öylesine yapayalnız yürüyoruz ki, biz böyle ilerledikçe geçmiş bizden iyice uzaklaşmakta. Bu durum, tümüyle, başkalarından borç alan ve başkalarına öykünen bir kültürün doğal sonucudur. Aramızda içe yönelik hiçbir gelişme yok, hiçbir doğal ilerleme yok; yeni düşünceler eskilerinden doğmuş olmadıkları, aramızda kimbilir nereden gelip girdikleri için, eski düşünceleri fırlatıp atmakta. Yalnızca hazırlop düşünceleri benimsediğimiz için, düşüncelerin ileriye doğru gelişmesinin kafalara kazıdığı ve düşüncelere güç kazandıran o silinmez etkiler, bizim kafamızda herhangi bir iz bırakmadan gelip geçiyor. Büyüyoruz, ama olgunlaşmıyoruz; ilerliyoruz, ama doğru yolda değil; bizi hedefe götürmeyecek bir yola sapmış yürüyoruz (...) Tek başına kalmış bir halk olarak, dünyaya hiçbir katkıda bulunmadık; insanlığın düşünceler yığınına yeni tek bir düşünce ekleyemedik; insan ruhunun gelişmesine herhangi bir katkımız olmadı; tersine bu gelişmede neye el attıysak onu bozduk.”