Seriyye... O'ndan sonraki tüm zamanlarda da onun olmadığı yerde, O'nun namına ben varım! diyebilmek, hamle ve vazifesi... "Seriyye olmak" demek, bir yetim başı, beldesinde okşamaya hasret kalmışsa, orda Allah Resulü'nü tensilden yana bir akametin olduğunu süzmek ve İslam'ın zalimlere had bildiren eli olmaktan başka, mazlumlara şefkat gösteren eli de olmak demek...
"Seriyye" yi, tarihi bir ıstılah olmaktan çıkarıp, yaşayan bir mücadele bünyesi haline getirmek ve davayı, akamet görmemiş bir süreklilik sathında fikirde ve fiilde yürütebilmek...
Mesele bu...
Gerçek ve hakiki mumin, müstekbir olamaz. Gerçek ve hakiki müminlerin mustazaf olmayanlarıysa, bütün mustazafların selameti için bütün müstekbirlerle çarpışmayı göze alabilendir.
Gerçek mümin, peygamberinin isminden itibaren dost ve düşman kutuplarını işaretleyen ve küfrün hışmından korktuğu için düşman kutbuna kör taklidi yapmayan kimsedir... Her devrin put ya da putları karşısına Kâinat Efendisi'nin "Mahî" isminden alınan bir şuur kuvveti ile çıkılacak ki; nemrutlara karşı İbrahim'ler baltasız, Furavunlara karşı Musa'lar asasız kalmasın...
Bu ümmetin hayırlı oluş nedeni, onun iyiliği emredip kötülükten nehy etmesine bağlıdır. O halde her müslüman bilgi, beceri ve imkanı oranında İslam'a davet etmekle mükelleftir..
Sezai karakoç'un tespitiyle; Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar..