Uzaklardan çok uzak bir yer varmış. Kara nine diye biri yaşarmış orada. İki dönüm bahçesi varmış bu Kara ninenin ama ne yağış ne su, hiçbir şey yokmuş. Kara nine artık elde avuçta bir şey kalmayınca açmış ellerini göklere. O gece Kara ninenin rüyasına giren bir ruhani, 'filler gelecek, filler gelecek' deyip durmuş. Dışarda da sel olmuş, fırtına kopmuş, o yağmur o toprağa inmiş. Kara nine sabahleyin dışarı çıktığında ne görsün, iki dönümlük arazisi al al olmuş kadının. Sapından çıkma horuz ibiği gibi saçaklı bir bitki sarmış tüm bahçeyi. Kara ninenin filleri diye duyan gelmiş, duyan gelmiş. Para verip satın alanlar mı dersin, bahçeyi kopmle almak isteyen mi dersin ne dersin bilmem; onlar Kara ninenin filleri deyip Kara nine filleri, en sonunda da karanfil deyip çıkmışlar o yerden bitmeye. Kara nine en sonunda o karanfil bahçesinde hakkın rahmetine kavuşmuş. Karanfil almaya gelenler de bir başına ölen kadını toprağa verip ellerindeki karanfilleri de Kara ninenin mezarına koymuşlar. İşte oradan gelirmiş mezar toprağına karanfil koymak.
(Hikâye tamamen bana aittir. Hiçbir gerçeklik içermemektedir.)