Çiçek çelik dengiz

Bir Yudum Kitap
Zaman zaman kızıyoruz birilerine. Kızmak da yetmiyor olacak ki, ortalığı ateşe veriyoruz bazen de. En fenası da kalp kırıyoruz, yok yere. Anlamaya, tanımaya çalışmıyoruz. Charles Dickens, "Şu bir gerçek ki her insan diğerleri için derin bir sır ve gizemdir." der. Kırmayın sevgili okur. Kim bilir ne sırlar ne gizemler yatıyor öfkelendiklerimizin yüreklerinde. Var olun.  A. J. Finn - Penceredeki Kadın Çevirmen: Ozan Erdoğan, Pena Yayınları, s.380-382   YETMİŞ İKİ  Little bana baktı, sonra kapıya doğru gidip diyafonun ekranını inceledi. Otomatiğe bastı. "Kim o?" diye sordum ama kapıyı açmıştı bile. Ayak sesleri duyuldu ve yün ceketli Alistair Russell soğuktan yüzü kızarmış bir halde içeriye girdi. Son gördüğümden daha yaşlı görünüyordu. Bir şahin gibi gözleriyle odayı taradı. Ethan'da durdu. "Eve gidiyorsun!" dedi oğluna. Ethan kıpırdamadı. "Kediyi yere bırak ve çık buradan. Portreyi ona doğru sallayarak bunu görmeni istiyorum," diye başladım ama o beni duymazdan gelerek Little'a yöneldi. "İyi ki buradasınız," dedi ama pek de memnun görünmüyordu. "Eşim bu kadının pencereden oğluma bağırdığını duyduğunu söyledi, sonra ben de arabanızın burada olduğunu gördüm." Son gelişinde kibar, hatta şaşkın olduğunu hatırladım. Artık öyle değildi. Little adama yaklaştı, "Bay Russell..." "Telefonla evimi aradı... bunu biliyor muydunuz?" Little cevap vermedi. "Ve eski ofisimi. Eski ofisimi aramış. Demek Alex beni ele vermişti. "Neden kovuldunuz?" diye sordum ama sinirli bir şekilde, kendi sözlerine kaldığı yerden devam etti. "Dün eşimi takip etti... bundan bahsetti mi? Sanmam. Eşimi kafeye kadar takip etmiş." "Bunu biliyoruz, beyefendi." "Onunla... yüzleşmeye çalışmış." Ethan'a kaçamak bir bakış attım. Babasına bu olaydan sonra beni gördüğünü söylememiş gibiydi.  "Bu, hepimizin