Aradan geçen yüz küsür yıldan sonra bile bir genç kızın yaşadığı sorunlar, kadın özgürlüğü çerçevesinde ele alanınca, pek bir değişiklik göstermez; faşizm, asimilasyon ve sınıfsal baskı da aradan geçen yüz küsür yıldan sonra bile neredeyse aynıdır. Varın gerisini siz düşünün.
Öksüz kalmış, neredeyse köle muamelesi görerek bir ailenin yanında çalışmış, akabinde yetimhanede acı dolu, aşağılanma dolu aylar geçirmiş bir çocuk için ~hayal kurmak bazen tek çıkış yolu olabilir~
İnsan alıştığında koskoca bir çığ bile küçük gelirmiş gözüne. Gördüğü her fırtınayı rüzgâr sanır, bir gün elbet geçeceğini düşünür ve kabul etmezmiş yenik düştüğünü.