Yokluğun günden güne arttığı -savaştan bir yıl sonra- paranın değerinin saatten saate düştüğü, insanın arzularının yok olduğu, en kara yoksulluğun, en arlanmaz bir lüksle at başı gittiği zamanlardı.
Yabancılar doldurmuştu kenti.
Eğer izin verirseniz insanlar da bir günbatımı kadar harika olabilir. Ben güneşin batışını izlerken kendi kendime 'Şu sağ köşedeki turunculuğu azaltalım' demiyorum. Gözlerimin önüne serilişini hayranlıkla izlemekle yetiniyorum.