Frau Hofer

"Bir kitle hareketinin öncülüğünü söz ustaları, gerçekleştirmesini fanatikler ve toparlanmasını da eylem adamları yapar. İnsan kişiliğinde değişiklikler de görülebilmektedir. Troçki bir söz ustası ve parlak zekâlı biriydi. Bir imparatorluğun dehşetli çöküşü ve Lenin'in iktidar azmi onu fanatikler kampına çekmiştir. İç savaşlar sırasında Troçki bir örgütçü ve general olarak eşsiz yetenek göstermişti. Fakat iç savaşın sonunda gerginlik ortadan kalkar kalkmaz, o tekrar merhametsizlikten uzak bir söz ustası oldu ve fanatik Stalin tarafından bir kenara itilmeye karşı koymadı. Stalin'in kendisi, fanatik tarafı galip gelmekle beraber, hem bir eylem adamı hem de bir fanatikti. Hitler de temel itibariyle bir fanatikti ve onun fanatikliği, bir eylem adamı olarak elde ettiği başarılarını çürütmüştür. İnsanların güçlü isteklerini ve korkularını kaynaştırmış bir kitle yaratacak şekilde kullanan ve o kaynaşmış kitleyi kutsal bir amaç uğruna ölümü göze alacak derecede gayretli taraftarlar haline getirmekten çekinmeyen Lincoln, Churchill, Atatürk, Gandi ve Nehru gibi nadir liderler de vardı. Toplumların uyanmasında ve modernleşmesinde kitle hareketleri önemli bir etken olmaktadır. Ülkelerde uyanış ve modernleşme işlemini bir kitle hareketiyle sağlayabilmek için de eksiksiz bir çaba ve heyecan yaratılması gerekmektedir. Modernleşme işlemini kısa bir sürede gerçekleştirecek ve büyük reformları köklü olarak yerleştirecek; bir kitle hareketi başlatıp, devam ettirmek isteyen toplumların tek bir yolu vardır: Bir Atatürk veya bir Gandi çıkartmak..."
Sayfa 108·Kitabı okudu
Reklam
"Kitle hareketleri, baskı mekanizmalarında 'şüphe'den geniş çapta yararlanırlar. Nazi Partisi'nin alt kademelerindeki kişiler her daim kontrol altında bulundurulduklarına inandırılmışlar ve devamlı korku içinde tutulmuşlardır. Komşusundan korkmak, arkadaşından korkmak ve hatta akrabalarından korkmak bütün kitle hareketlerinde kural haline gelmiştir. Kitle hareketinin aşamalarındaki herhangi bir muhalefeti, hareketin düşmanları lehinde bir ihanet saymak yoluyla şüphe kılıcı devamlı olarak bilenir. Kitle hareketleri için gerekli kılınan bu düşman her yerde hazır ve nazırdır. Hem içeriden hem dışarıdan faaliyet gösterir. Eğer hareket bir zorlukla karşılaşırsa bu, o düşmanın işidir. Kitle hareketinin mensubu devamlı olarak sabotajcıları, casusları ve hainleri kollamalıdır."
Sayfa 107·Kitabı okudu
"Nefsinden fedakârlığı arttırıcı etkenlerin incelenmesinden çıkarılan sonuçlardan biri de şudur: İnsanların ölümü göze göze almaları, sahip oldukları şeyler uğruna değil, daha çok gelecekte sahip olacakları şeyler uğrunadır. Şaşırtıcı ve üzüntü verici bir gerçektir ki insanlar "uğrunda savaşmaya değecek" bir șey için savaşmaya isteksiz olurlar. Yaşamaya değerli hayatı olanlar, genellikle ne kendi çıkarları için ne de vatanları veya kutsal bir amaç uğruna ölmeye hazır hissederler. Canını feda etme duygusunu yaratan şey, sahip olunanlar değil, sahip olunmayanlardır. 'Olmayan şeyler', gerçekten 'olan şeylerden' daha yücedir. Bütün çağlar boyunca da bu böyle olmuştur. Hayaller ve boş umutlar birer araç ve güçlü birer silahtır. Propagandanın kıymeti ve becerikliliği bu araçların değerini bilmekten ibarettir."
Sayfa 100·Kitabı okudu
"Bir insanı savaşmaya ve ölmeye hazır duruma getirme tekniği, o insanın kişiliğini bedeninden ayırmaktan ibarettir. Diğer bir ifadeyse onun kendi kişiliğine sahip olmasını önlemektir...... .......Bir insanın nefsinden fedakârlık etmesi için, onun bireysel kimliğinden ve kendine özgü farklılıklarından ayrılması gerekir. Kişi doğum ve ölüm arasına sıkışmış bir birey olmaktan vazgeçirilmelidir. Bunu sağlamak için en etkili yol, kişiyi kolektif bir kimlik içinde asimile etmektir. Asimile edilmiş kişi, kendini ve başkalarını birer birey olarak göremez. Kendisine kim olduğu sorulduğunda onun otomatikman vereceği cevap kendinin bir Müslüman, bir Alman, bir Rus, bir Japon, bir Hiristiyan olduğu ya da bir ailenin veya kabilenin üyesi olduğudur. Bağlı olduğu kolektif topluluktan ayrı bir amacı, değeri ve kaderi yoktur ve bu topluluk yaşadığı sürece onun için gerçek bir ölüm yoktur."
Sayfa 98·Kitabı okudu
"Hayal kırıklığına uğramış kişilerin sıkıntısı nedir? Bu sıkıntı, kendini çaresiz bir şekilde kusurlu görmekten ileri gelmektedir. Bu kişilerin başlıca isteği kendinden kurtulmaktır ve bu istek birlikte hareket etme ve fedakârlık şeklinde ortaya çıkar. Hayal kırıklığı sadece beraberlik ve fedakârlık isteği yaratmaz, aynı zamanda bunları gerçekleştirecek mekanizmayı da yaratır."
Sayfa 98·Kitabı okudu
Reklam