Osman Pamukoğlu

Osman Pamukoğlu

Yazar
8.5/10
1.164 Kişi
·
2.862
Okunma
·
362
Beğeni
·
13,1bin
Gösterim
Adı:
Osman Pamukoğlu
Unvan:
Türk Emekli Tümgeneral, Yazar ve Siyasetçi
Doğum:
Gerze, Sinop, 27 Aralık 1947
Osman Pamukoğlu (27 Aralık 1947; Gerze, Sinop), Türk emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi. Hak ve Eşitlik Partisi'nin kurucusu ve mevcut başkanıdır.

Askerî yaşamı
Sinop'un Gerze ilçesinde doğan Pamukoğlu, 11 yaşından 55 yaşına kadar askeri üniforma giymiştir. Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğrenim görmüştür. 10 yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1990-1992'de Edirne-Uzunköprü'de 42'nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995'de Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, 1998-2000'de Kıbrıs'ta 28'nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001'de İstanbul'da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır.

1993'de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997'de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 2002'de Tümgenerallikten emekli olan Pamukoğlu toplamda 43 yıl askeri üniforma giymiştir. Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Pamukoğlu, Türk Ordusu'nda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı'na sahip tek kişidir.

PKK'ya karşı mücadele
1993-1995 yılları arasında Hakkari bölgesinden sorumlu olarak PKK'ya karşı yönettiği üstün mücadele dağlardaki PKK'ya bağlı militanlar rakamının 12.000'den 5.500-6.000 aralığına inmesini sağlamıştır. 30'a yakın kere yapılan sınırdışı askeri harekatların neredeyse tümü onun yönetiminde yapılmıştır. Dönemin genelkurmay başkanı Üç tane Pamukoğlu Paşa olsa terörü bitiririz. demiştir.

Pamukoğlu, o dönemde yapılan büyük askeri fedakarlıklara rağmen PKK'nın halen niçin sonlandıralamadığını 3 temel sebebe bağlıyor: İlk olarak gerçek bir siyasi irade kurulamaması, ikincisi tam bir istihbarat olmaması ve son olarak her yerde yayılmış asker bulunması diye tanımlıyor. Bizzat kendisinin yazdığı kitaplarda ve konuk olduğu birçok televizyon programında PKK'ya karşı yapılan mevcut mücadelenin uygun tarz ve strateji olmadığını ve ancak daha fazla şehit verilmesine sebep olduğunu söylemiştir. 'Karakolların hepsi yıkılmalıdır. Karakola gerek yok. Gelsinler bakalım, girsinler... Nereden girecekler? Pusuyu kurarsın, ağı kurarsın, mostrayı kurarsın alırsın.' demiştir. Daha doğru olan yöntemin 20.000 kişilik Eşkıya Takip Kuvveti kurmak ve dağlarda, taşlarda, mağaralarda, ormanlarda, nehir yataklarında yani tüm coğrafyada bulunmanın gerekliliğini belirtmiştir. Karakollarda bekleyen Mehmetçik kendisine karşı yapılan ani saldırılar halinde yeri, hareketleri, silahları militanlar tarafından bilinen bir durumdadır. Bir başka deyişle, bellibaşlı, elle gösterilebilir bir yerde olmamakla birlikte her yerde her zaman bulunma tavsiyesini vermiştir.

2007 yılında ise Serdar Akinan tarafından kendisinin görevli olduğu yıllarda PKK olaylarının gelişimini inceleyen Kan Uykusu belgeselinde PKK'ya karşı mücadelesi konu edinilmiştir.

Yönettiği operasyonlar
• I. PKK Kirpi Operasyonu
• II. PKK Balkaya Operasyonu
• III. PKK Kuzey Irak Mezi Harekatı
• IV. PKK Karanlık Dağ Operasyonu
• V. PKK Buzul Dağı Operasyonu
• VI. PKK Ejder Operasyonu
• VII. PKK Karadağ Operasyonu
• VIII. PKK Kuzey Irak Hakurk Operasyonu

Siyasi yaşamı
28 Temmuz 2008'de yaptığı ulusal çağrı ile fiili olarak siyasi hayatına başlamıştır. Bu çağrısında Hak ve Eşitlik Partisi'nin ana felsefe ve ilkelerini duyurmuştur.

Pamukoğlu, 4 Eylül 2008'de yani Hak ve Eşitlik Partisi'ni kurduğu gün Anıtkabir özel defterine şunları yazmıştır:
"Büyük Önder,
Gözün arkada kalmasın! Türk kadınları ve erkekleri olarak milletimizi özlediğin yüksekliğe çıkaracağız.
Bugün bizim için 11 Kasım 1938'dir."

28 Temmuz Çağrısı
Çağrı, "Anadolu ve Trakya'da yaşayan Türk halkı bu çağrı size" diye başlar. İlk başta Türkiye'nin içinde bulunduğu vahim durumun tarifini yapar ve insanoğlunun yeryüzünde görülmeye başladığından itibaren ki tüm mücadelelerin ana sebebinin 'Hak ve Eşitlik' olduğunu belirtir. Ardından, Türkiye'deki durumun düzeltilmesi ve tekrar 'hak ve özgürlüklerine' kavuşması için partinin gerçekleştireceklerini sıralar.

Ardından, Pamukoğlu "Hak ve Eşitlik Partisi'nin Doğa ve Felsefesi" adlı metni sunar. Bu bildirinin ardından halktan gelen destek ile Hak ve Eşitlik Partisi 36 gün sonra, 4 Eylül 2008'de kurulmuştur. 36 gün gibi kısa bir sürede bir siyasi partinin mevcudiyet kazanması Türkiye'nin geçmişinde nadiren olmuştur; fakat kurduğu parti hızla örgütlendiği gibi dış odaklardan gördüğü tepki de erken gelmiştir. Belli zaman aralıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne verilen Avrupa Birliği İlerleme Raporları'nda Hak ve Eşitlik Partisi'nin varlığından, oluşumundan ve gelişmesine karşı alınacak acil tedbirlerden bahseder. Bu konuya dair Pamukoğlu açıklamalarında
« "Thomas söyledim, ‘korkunun ecele faydası yok’ İsveçli. Sen serbestsin, biz de serbestiz. İsveçli, gelirsen İstanbul’a, Ankara’ya haber ver. 8-10 bin kişiyle havaalanında seni karşılayacağız. Şimdi o kağıda yazdıklarını benim yüzüme söyle diye” »
demiştir.

Bu tarihten itibaren sürekli biçimde teşkilatlanma çalışmalarına devam eden Hak ve Eşitlik Partisi'ne 900.000 resmi başvuru olmuştur. Pamukoğlu, partiye gelen basvuruların 22.000 kişilik dilimler halinde ele alındığında çoğunluğun 18 ve 35 yaşları arasında bulunduğunu ve bu sebeple, partinin çevik bir nüfusa sahip olduğunu belirtmiştir.

2010 Mart ayı içerisinde, Çanakkale'nin Ezine ilçesinde bulunan Osman Pamukoğlu, partinin iktisadi politikasının önemini vurgulamak üzere şu açıklamayı yapmıştır: "Partinin ilk hedefi bu. Önce ekmek, sonra huzur. Huzur derken bütün adalet sistemini, dağda gezen eşkıyayı, şehirlerdeki mafya dahil onları kastediyorum. Bizim parti ile ilgili halkın Türkiye genelindeki kanaati şu: Hak ve Eşitlik Partisi ve genel başkanları Osman Pamukoğlu olduğu sürece Türkiye'de güvenlikte herhangi bir sorun olmaz. Yani, ne yapacağını nasıl yapacağını bilir. Buna inanmış halk. Yani, daha biz bir şey yapmadan dahi halkın kanaati bu... Milletin merak ettiği, ekonomide ne yapacağımız... Ekonomide... 'Siyasal ve Toplumsal İlkeler' kitapçığımızda önce ekonomi var."
"Yalnızlıktan korkma. Düşün ki Tanrı da yalnızdır. Ama kendisinden memnundur...
Hem senden alınacak şeylere karşı, senden alınamayacak olanları düşünsene.
Bu senin iradendir. İradenin özgürlüğüne ise, Jupiter bile karışamaz..."

Epiktetos
Savaşta usta asker sinirlenmeyen askerdir. Zaferde usta asker korkusuz askerdir.
Bu nedenle akıllı olan savaşı önceden kazanır, oysa cahil asker kazanmak için savaşmak zorundadır.
222 syf.
·1 günde·2/10
Kitapta yanlış birçok şey var. Osman Pamukoğlu gibi saygı duyduğum büyük bir askerin, böyle basit hatalar yapması beni hayliyle üzdü. Öncelikle "Atilla değil Attila" lütfen isimlere hakkını verelim. Katalon Ovasında gerçekleşen Katalon Muharebesi, MÖ 451 yılında değil MS 451 yılında gerçekleşti. Nasıl böyle bir yanlış yapılabilir bilmiyorum. Zaten Attila(453) ya da Genarell Aetius(454) MÖ değil MS yaşadı. Asker olarak nam salmış biri sadece asker olarak kalmalı.
Hele en çok güldüğüm Cengiz Han'ın şu sözü olmuştur:(kitapta yazılan neyse öyle yazıyorum) "Sen savaşı seçkin olacak olanlar olacaktır. Ne olacağını biz bilemeyiz. Sadece Tanrı bilir. " Evet, burada ne yazdığını biri bana Türkçe tercüme edebilir mi? Hadi anladım Pamukoğlu yanlış yaptı ya arkadaş İnkilap yayınevinin editörü yok mu? Cümlenin doğrusu şöyle : Savaşı sen seçtin, ne olacaksa olacaktır. Ne olacağını biz bilemeyiz, Tanrı bilir.
Verilen sayı değerlerini konuşmuyorum hiçbiri birbirini tutmuyor. Resmen rastgele kafadan sayılar atılmış artık hangisi tutarsa. Hun ordusu 1 milyon kişi Roma ordusu 800 bin kişi toplanıp savaşmışlar. Bir günde tam 600 bin kişi ölmüş, o ona seslenmiş falan da filan.
İlk defa İnkilap yayınevi okudum ve bu son oldu. Ne okurum ne de öneririm.
384 syf.
·Beğendi
Gazi Mustafa Kemalin gerçek evlatlarının hikayesidir. Batıda lakayıt tavırda olanlar, doğuda ülkesini sahipsiz belleyenlere bu adamların yaptığı gülünç gelir ama gerçek destan yazanlar zoru görünce paçaları sıvayanlardır. Gerektiğinde bu uğurda ölenlerin hikayesi. Kendi zamanında, doğuda görevli iken komuta ettiği 14.000 askerden şehit olanları isim isim taltiflendirip ölümsüz yapılması da ayrı bir incelik. Ufak tefek görünen bir komutanın hikayesini okurken Gazi Mustafa Kemali görür gibi oldum. Osman PAMUKOĞLU gibiler onun fikirlerini ölümsüz, devletimizi payidar olması için ter, kan ve emek dökmüştür. Elinin altında askerlik yapan adamlara denk geldim yıllar geçmesine rağmen adamların gözleri ışıdı. Genel anlamda hayran kaldığım bir hikaye olmasının yanında gerçekler konusunda da çoğu yerde şaşırdım. Aslında yazacak çok şey var ama spoiler verip büyüsü kaçsında istemiyorum. Güzel kitap pahalıdır ya da kalındır diye bir şey yok. Ben bu kitabı tavsiye üzerine nadirkitaptan tertemizken 5 tl gibi bir şeye almıştım. Yenisi de 15-20 tl bir şey olsa gerek. Medyanın burnumuza burnumuza sokarak magazini dayatması zamanında mükemmel bir esere denk geldim. Aklıma gelen bunca şehit haberi gelirken, ülkenin bekasını tehdit edenlere karşı alınteri dökenleri gördükçe bu sosyetiklerin yada dejenere olmuş insanlar için mi şehit oluyor diye düşünmedim değil.
224 syf.
·2 günde·9/10
Osman Pamukoğlu'nun diğer kitaplarında ilgimi çeken şey, temelde konuyla alakasız görünse dahi, edebi ve felsefik kitaplardan yaptığı alıntılardı. Edebiyat ve felsefeye yoğun bir ilgisi olduğunu tahmin ediyordum hep.
Zira bu kitabında da Dostoyevski'den, Cicero'ya uzanan alıntılar var. Diğer kitaplarından farklı olarak bu kez, kendi fikirlerini de edebi ve felsefik haliyle sunuyor. Sanırım kitabın adının ''Başka Bir Hikaye'' olması da bundan. İdeolojik sorunlardan ve siyasetten çok insani duygulara yönelmiş kitap. Yapılan alıntılar ve sunulan fikirler kesinlikle üzerinde düşünülmeye değer, ağırlığı olan satırlardan oluşuyor. Asker kimliğini, sert mizacını bırakıp tamamen şairane yönünü ortaya koymuş denebilir ve bu yönünü de çok başarılı buldum.

Ayrıca kitabın benim için özel bir yanı var. Osman Pamukoğlu ile konuşma ve kitabı imzalatma şansı bulmuştum. Bu kitabı seçmemin nedeni de, aforizmalardan oluşması ve ortasından dahi açsam kitapla doğrudan iletişime geçebilecek olmamdı.
Her ne kadar onu yorgun görmüş olsam da, her zaman ''Efsane Komutan'' ve ''Fikir Adamı'' olarak hatırlamaya devam edeceğim.
DUA
DUA Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok'u inceledi.
391 syf.
·10/10
Vatanını seven her Türk insaninin okumasi gereken bir kitaptır kendileri. 90li yillarda güneydoğu'da pkk'ya karşı yapılan mücadelenin detaylarını anlatılıyor.
232 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı elime aldığım zamandan itibaren askerimize polisimize Rabbim yardım etsin, başımızdan eksik etmesin diye dualar ederek okudum.
Gerçek bir hikaye ve bunun gibi nicesi gerçekleşmiştir. Aslında hikaye değil gerçeğin ta kendisi.
"Ben savaşta mürekkeple değil, kanla yazılmış kitap okudum. Böyle bir kitaptan sonra uydurmalara dayanamam."
158 syf.
·4 günde·10/10
"Üzerinize bir felâket gibi çöken kitaplar vardır. Bir kitap, içinizdeki donmuş değerleri parçalayacak bir balta olmalıdır. İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar!"

- Franz Kafka
160 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
"Önderi var eden halkın korku ve çaresizliğidir."
Kesinlikle muhteşem ve okunması gereken bir kitap. Osman Paşa'nın kaleminden çıkan her kitabın yeri bende ayrıdır.
480 syf.
·15 günde·8/10
Kitaba başladığım günden bu yana on beş gün geçmiş.. Hayli uzun bir zaman ! Fakat kitabı okumamın bu kadar uzun sürmesi sizi asla korkutmasın. Kitabın akıcılığı ve içeriği ile ilgili bir mesele değil, tamamen benim içinde bulunduğum durum ile ilgilidir.

Kitap "İmparatorların Savaşı" ve "Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi" adlarında iki bölümden oluşuyor ve ordumuza büyük katkıları olan Osman Pamukoğlu'nun "Tarih elveda demez; tekrar görüşmek üzere der." cümlesiyle başlıyor. Birinci bölümde Birinci Dünya Savaşının başlamasını tetikleyen unsurlar, Osmanlı Devletinin geri durma çabaları,milli duygularını Alman hayranlığının çok geririsinde tutan paşalar, Osmanlı Devletinin savaşa katılması ve mağlubiyeti anlatıyor. İkinci bölümde ise Mondros Ateşkesinden Lozan'a kadar sürdürülen siyasi, askeri, milli mücadeleler anlatılıyor.

"Baş Döndürenler'i aynı türde yazılan kitaplardan ayıran şey nedir? " diye soracak olursanız eğer söyleyeyim. Kitapta sayısal veriler gerek Türk arşivleri gerekse yabancı arşivlerden fayfalanılarak gerçeğe en yakın şekilde aktarılıyor. Savaşa katılan asker sayısı,esir sayısı, malzeme sayısı.. Bunun yanı sıra İtiraf devletlerinin komutanlarının notları ve yabancı gazetelerin demeçlerinin de kitapta yer alması yaşanan savaşlara olan bakış açınızı genişletiyor. Son olarak Cumhuriyet'in bel kemiği olan Sakarya Meydan Muhasebesi ve Büyük Taarruz(SAD Harekatı)'un gün gün tüm ayrıntı ve olabilesi gerçekliğiyle kaleme alınması okuyucuya yenilgi, ümit, yorgunluk,zafer ve daha birçok duyguyu Türk ordusu ile birlikte yaşatıyor.

İncelememi Mustafa Kemal Paşa'nın "... akan Türk kanları, gökte dolanan şehit ruhları devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. " sözüyle bitirmek istiyorum.

YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA !

Keyifli okumalar. :)
343 syf.
·3 günde·10/10
''Efsane Komutan'' denir. Militarizm sevdalısı değil, karşıtı bir insan olarak, militarizm'in mevcut tarih ve coğrafya içinde ihtiyaç duyulan ne yazık ki en önemli şeylerden biri olduğunu kabul etmem gerekir. Terör nasıl bitirilir'in cevabını ''Akil insanlar'' gibi saçma sapan popülasyonlar da aramak, ''İstemem yan cebime koy'' demenin değişik versiyonlarından biridir. Çünkü bir konu hakkında konuşup sağlıklı sonuca ulaşmak isteniyorsa, bilgisi, tecrübesi olan insanlarla bunu konuşmak vakit kaybına engel olmak demektir.
Bu yüzden de bu kitabı yalnızca ''Muhalif'' bir kitap olarak değerlendirmek yanlış olur. Çünkü Muhalefet sözcük anlamıyla ''Bir görüşe, eyleme, tutuma karşı olmak'' anlamına geliyor ve birçok insan bunu yalnızca gereksiz karşıtlık olarak görüyor. Bu da ''Zaten her şeye karşılar.'' algısı yaratıp dinlemeyi unutmayı sağlıyor. Kitapta ders çıkarılması gereken birçok nokta var. Ayrıca öngörüleri de değerlendirmek gerekiyor. Bu yönleriyle ele alıp ''Yapılması Gerekenler'' olarak algılanırsa daha doğru olur. Bu kez de aklıma ister istemez şu soru geliyor, ''Tarif belli,yapılacak şeyler belli,neden yapılmıyor?''
Birileri yapmak istemiyor'dan başka cevabım yok. Sırf birileri bir şeyleri istemiyor diye yüz binlerce insan ölüyor. Bu kitabın adı bile Türkiye özetidir benim için. Çünkü bu durum Sefalettir.
Kitap incelemesinden ziyade fikir belirtmemin sebebi de yalnızca budur. Sefaleti anlatmanın gereği yok zaten yaşıyoruz. Osman Pamukoğlu'na gelecek olursak ;

Bu ülkede siyasi ve askeri anlamda saygı duyduğum kişilerin başında gelir. Bunun en büyük nedeni askeri anlamda yaşayan efsanelerdendir. Piyade Alay Komutanlığı, Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, Piyade Okul Komutanlığı, Tuğgenerallik ve Tümgenerallik gibi vazifelerini büyük bir başarıyla yapmıştır.43 yıl boyunca üzerine giydiği üniformanın hakkını vermiş, bir kez Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, iki kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve beş kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır.
Türk Ordusunda, beş tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanına sahip olan da tek kişidir.

Siyasi bir biyografisi yoktur, kendi seçimidir. 4 Eylül 2008 tarihinde kurduğu ''Hak ve Eşitlik Partisi'' yanıltmasın.
Oturduğu koltuğa zamk gibi yapışan siyasetçilerin olduğu ülkemde kurduğu partiyi gençlere bırakmıştır.
Daha önemlisi siyasi tutarlılığı olan fikirleri vardır. Bu fikirler tarihten, coğrafyadan, stratejiden beslendiği içinde son derece önemlidir. Bu fikirleri ve geçmişi, öngörü ve tanımı bu kitapta bulabilirsiniz.
Böl-parçala-yönet'ten, fethedemediğin yeri ve insanı satın al'a gelen bir dünya da belki siyasi arena'da size birilerini hatırlatır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Pamukoğlu
Unvan:
Türk Emekli Tümgeneral, Yazar ve Siyasetçi
Doğum:
Gerze, Sinop, 27 Aralık 1947
Osman Pamukoğlu (27 Aralık 1947; Gerze, Sinop), Türk emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi. Hak ve Eşitlik Partisi'nin kurucusu ve mevcut başkanıdır.

Askerî yaşamı
Sinop'un Gerze ilçesinde doğan Pamukoğlu, 11 yaşından 55 yaşına kadar askeri üniforma giymiştir. Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğrenim görmüştür. 10 yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1990-1992'de Edirne-Uzunköprü'de 42'nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995'de Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, 1998-2000'de Kıbrıs'ta 28'nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001'de İstanbul'da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır.

1993'de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997'de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 2002'de Tümgenerallikten emekli olan Pamukoğlu toplamda 43 yıl askeri üniforma giymiştir. Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Pamukoğlu, Türk Ordusu'nda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı'na sahip tek kişidir.

PKK'ya karşı mücadele
1993-1995 yılları arasında Hakkari bölgesinden sorumlu olarak PKK'ya karşı yönettiği üstün mücadele dağlardaki PKK'ya bağlı militanlar rakamının 12.000'den 5.500-6.000 aralığına inmesini sağlamıştır. 30'a yakın kere yapılan sınırdışı askeri harekatların neredeyse tümü onun yönetiminde yapılmıştır. Dönemin genelkurmay başkanı Üç tane Pamukoğlu Paşa olsa terörü bitiririz. demiştir.

Pamukoğlu, o dönemde yapılan büyük askeri fedakarlıklara rağmen PKK'nın halen niçin sonlandıralamadığını 3 temel sebebe bağlıyor: İlk olarak gerçek bir siyasi irade kurulamaması, ikincisi tam bir istihbarat olmaması ve son olarak her yerde yayılmış asker bulunması diye tanımlıyor. Bizzat kendisinin yazdığı kitaplarda ve konuk olduğu birçok televizyon programında PKK'ya karşı yapılan mevcut mücadelenin uygun tarz ve strateji olmadığını ve ancak daha fazla şehit verilmesine sebep olduğunu söylemiştir. 'Karakolların hepsi yıkılmalıdır. Karakola gerek yok. Gelsinler bakalım, girsinler... Nereden girecekler? Pusuyu kurarsın, ağı kurarsın, mostrayı kurarsın alırsın.' demiştir. Daha doğru olan yöntemin 20.000 kişilik Eşkıya Takip Kuvveti kurmak ve dağlarda, taşlarda, mağaralarda, ormanlarda, nehir yataklarında yani tüm coğrafyada bulunmanın gerekliliğini belirtmiştir. Karakollarda bekleyen Mehmetçik kendisine karşı yapılan ani saldırılar halinde yeri, hareketleri, silahları militanlar tarafından bilinen bir durumdadır. Bir başka deyişle, bellibaşlı, elle gösterilebilir bir yerde olmamakla birlikte her yerde her zaman bulunma tavsiyesini vermiştir.

2007 yılında ise Serdar Akinan tarafından kendisinin görevli olduğu yıllarda PKK olaylarının gelişimini inceleyen Kan Uykusu belgeselinde PKK'ya karşı mücadelesi konu edinilmiştir.

Yönettiği operasyonlar
• I. PKK Kirpi Operasyonu
• II. PKK Balkaya Operasyonu
• III. PKK Kuzey Irak Mezi Harekatı
• IV. PKK Karanlık Dağ Operasyonu
• V. PKK Buzul Dağı Operasyonu
• VI. PKK Ejder Operasyonu
• VII. PKK Karadağ Operasyonu
• VIII. PKK Kuzey Irak Hakurk Operasyonu

Siyasi yaşamı
28 Temmuz 2008'de yaptığı ulusal çağrı ile fiili olarak siyasi hayatına başlamıştır. Bu çağrısında Hak ve Eşitlik Partisi'nin ana felsefe ve ilkelerini duyurmuştur.

Pamukoğlu, 4 Eylül 2008'de yani Hak ve Eşitlik Partisi'ni kurduğu gün Anıtkabir özel defterine şunları yazmıştır:
"Büyük Önder,
Gözün arkada kalmasın! Türk kadınları ve erkekleri olarak milletimizi özlediğin yüksekliğe çıkaracağız.
Bugün bizim için 11 Kasım 1938'dir."

28 Temmuz Çağrısı
Çağrı, "Anadolu ve Trakya'da yaşayan Türk halkı bu çağrı size" diye başlar. İlk başta Türkiye'nin içinde bulunduğu vahim durumun tarifini yapar ve insanoğlunun yeryüzünde görülmeye başladığından itibaren ki tüm mücadelelerin ana sebebinin 'Hak ve Eşitlik' olduğunu belirtir. Ardından, Türkiye'deki durumun düzeltilmesi ve tekrar 'hak ve özgürlüklerine' kavuşması için partinin gerçekleştireceklerini sıralar.

Ardından, Pamukoğlu "Hak ve Eşitlik Partisi'nin Doğa ve Felsefesi" adlı metni sunar. Bu bildirinin ardından halktan gelen destek ile Hak ve Eşitlik Partisi 36 gün sonra, 4 Eylül 2008'de kurulmuştur. 36 gün gibi kısa bir sürede bir siyasi partinin mevcudiyet kazanması Türkiye'nin geçmişinde nadiren olmuştur; fakat kurduğu parti hızla örgütlendiği gibi dış odaklardan gördüğü tepki de erken gelmiştir. Belli zaman aralıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne verilen Avrupa Birliği İlerleme Raporları'nda Hak ve Eşitlik Partisi'nin varlığından, oluşumundan ve gelişmesine karşı alınacak acil tedbirlerden bahseder. Bu konuya dair Pamukoğlu açıklamalarında
« "Thomas söyledim, ‘korkunun ecele faydası yok’ İsveçli. Sen serbestsin, biz de serbestiz. İsveçli, gelirsen İstanbul’a, Ankara’ya haber ver. 8-10 bin kişiyle havaalanında seni karşılayacağız. Şimdi o kağıda yazdıklarını benim yüzüme söyle diye” »
demiştir.

Bu tarihten itibaren sürekli biçimde teşkilatlanma çalışmalarına devam eden Hak ve Eşitlik Partisi'ne 900.000 resmi başvuru olmuştur. Pamukoğlu, partiye gelen basvuruların 22.000 kişilik dilimler halinde ele alındığında çoğunluğun 18 ve 35 yaşları arasında bulunduğunu ve bu sebeple, partinin çevik bir nüfusa sahip olduğunu belirtmiştir.

2010 Mart ayı içerisinde, Çanakkale'nin Ezine ilçesinde bulunan Osman Pamukoğlu, partinin iktisadi politikasının önemini vurgulamak üzere şu açıklamayı yapmıştır: "Partinin ilk hedefi bu. Önce ekmek, sonra huzur. Huzur derken bütün adalet sistemini, dağda gezen eşkıyayı, şehirlerdeki mafya dahil onları kastediyorum. Bizim parti ile ilgili halkın Türkiye genelindeki kanaati şu: Hak ve Eşitlik Partisi ve genel başkanları Osman Pamukoğlu olduğu sürece Türkiye'de güvenlikte herhangi bir sorun olmaz. Yani, ne yapacağını nasıl yapacağını bilir. Buna inanmış halk. Yani, daha biz bir şey yapmadan dahi halkın kanaati bu... Milletin merak ettiği, ekonomide ne yapacağımız... Ekonomide... 'Siyasal ve Toplumsal İlkeler' kitapçığımızda önce ekonomi var."

Yazar istatistikleri

  • 362 okur beğendi.
  • 2.862 okur okudu.
  • 60 okur okuyor.
  • 1.393 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları