Savaşçılar da insandır. Hem zaafları hem üstünlükleri vardır. Belki alınlarının yazıları ezelden yazılmıştır. Belki öyle değil de, kaderlerini kendileri arar, kendileri yaratırlar. Yahut gerçek büsbütün başkadır. Belki onlar da bir avcının tuzağına, yani kendi ruh yapılarının çarklarına kendi ayaklarıyla takılan heyecanlı kuşlardır... Evet, onların da kaderinde bir muamma, bir tılsım var ve bu muammanın tılsımı belki de hiçbir zaman çözülemeyecektir.
"Savaşla ilgili romantik ve sportmen kavramların tümü palavradır. Savaş tüfekli, trampetli bir bayram değildir; onun manzarası kandır, ölümdür. Savaşın acı gerçeği, şiirsel hayalleri ezer... "