Bu kitap hakkındaki düşüncelerimi tek bir cümleyle özetlemem gerekseydi eğer bu: “Kafamı karıştıran, beynimi sulandıran, her şeyden ve herkesten şüphe duymama neden olan ve daha önce bir eşine daha rastlamadığım ince düşünülmüş bir paradoksal cinayet kurgusuydu,” olurdu. Şimdi böyle deyince bir halt anlaşılmadı, değil mi? Yani söylemek istediğim şey şu ki hayatımda karşılaştığım en karmaşık kitap buydu ve polisiye türünde yazılmış olması da, inanın, işimi hiç kolaylaştırmadı. Ama detaylar o kadar iyi düşünülmüş, katil öylesine iyi saklanmış ve her şey, tüm küçük ve büyük detaylar birbirine o denli iyi bağlanmıştı ki okuyup bitirdikten sonra ağzım beş karış açık kaldı.
Yazara, gösterdiği tüm çabalarına, sarf ettiği efor ve hayal gücüne, son olarak da yazmak için harcadığı zaman karşısında elde ettiği bu muazzam sonuca şapka çıkarıyorum.
İnanın bu öyle bir cinayet romanı ve katili bulmak o kadar zor ki bunu başarabilmek için deveyi hendekten değil de hendeği deveden atlatmanız gerekiyor; bunun ne kadar imkânsız olduğunu anlamışsınızdır herhalde. Ha, belki bir ihtimal atmasyonu çok kuvvetli biri çıkıp da katili doğru tahmin edebilir fakat ona katilin nedenini ve tüm bu cinayeti nasıl işlediğini soracak olursanız hayatta doğruyu söyleyemez; çünkü hiçbir şans onun bunu bulmasını sağlayacak kadar yardımsever değildir.
Şimdi eminim ki diyorsunuz, bu salak niye bu kadar abarttı kitabı? İçinde en fazla ne olabilir, hepi topu bir kitap sonuçta. Nah bir kitap. Öhm, neyse… Demek istediğim şey şu: Bir şeyin iyi, hatta mükemmel olması için upuzun, böyle destan gibi olması gerekmez. Şekil A’da gördüğünüz üzere (ki okumayanlar henüz göremedi), yeterince iyi bir altyapı ve kurguyla az ama öz harika işler yapılabilir. Yıkın şu önyargılarınızı artık lütfen. Bunu daha iyi