Varlığından emin olduğum ama asla tanımlayamadığım bir tarafımı hep tamamlayan ya da hep noksan bırakan tine,
Bu satırları yazarken galiba insanlığımı yitirmek üzereyim çünkü karakter arayışı içindeyken kendimi kaybettim galiba. neyim? kimim? Nasılım ? Ne için yaşıyorum? Ömür nasıl sürer? Ve daha onlarca cevapsız sorular... Şu toplumda hiçbir zaman kendime , düşüncelerime , hislerime , fikirlerime yer edinemedim . Bu belki de benim suçum çünkü dünya gerçekten de hassas kalpler için bir cehennem . Ben miyim hassas kalpli yoksa onlar mı acımasız ruhlar . Kötü hissediyorum çünkü anlamıyorum; dünyayı, insanları, kendimi , amaçları. Kötü hissediyorum çünkü artık cazip gelmiyor; yaşamak, hissetmek, mutlu olmak ya da sevmek. Kötü hissediyorum çünkü bilmiyorum; yaşamayı, hissetmeyi, mutlu olmayı ya da sevmeyi. İşte böyle sevgili tin bu durumdayken ideallerinin olması, belli bir ahlak yargının olması, bir inancının olması , bir kutsalının olması ya da bir değerlin olması ne kadar mümkünse seni de kendimde yaşatmam o kadar mümkün. Özür dilerim senden belki de çoktan öldürmüşümdür seni içimde, özür dilerim senden daha güçlü olmadığım için, özür dilerim senden insan olabilecek kadar aciz olmadığım için, özür dilerim senden cahilliğim ya da yobazlığımla seni yaşatmak yerine kendimle girdiğim bu savaşı kaybettiğim için ve özür dilerim senden daha iyi bir beden olmadığım için...