Umut etmekle pes etmek arası bir araftayım. Bir yanım es diyor bir yanım pes. Nefes almak bazen zor gelirmiş insana ve bir o kadar mecburi. Yaşamak ağır bir kolye gibi boynumda asılı ve gün geçtikçe yerçekiminin yardımı ile dibe doğru çekiyor beni. Ayaklarım adım atmıyor adeta sürünüyor. Gün doğarken umut ışınları girer ya evinin penceresinden, ağaçlar öylesine sarmış ki evimi gün ışınları uğramadan gidiyor bana. Gün aymıyor ve yeni gün yeni umut olmuyor. İşte öyle bir araf benimkisi. Mecburken yaşamaya kaçamıyorsun bile kaderinin kaslı ellerinden. Ne istediğini nerede olmak istediğini bile bilmeden sadece oksijen alıp karbondioksit veriyorum . sadece biyolojik olarak yaşıyorum, anatomik olarak hayattayım ama ruhum çoktan terk etmiş beni. Görenler olmuş ellerinde birer bavul umudum ile birlikte kaçmışlar, bırakmışlar beni ben olamayan bir benle…
Nereye varacak yolun sonu,
Vardığında ben kim ve ya ne olacağım bilmiyorum.
Sonbaharın birinde öylesine eğrelti dururken dalımda
Rüzgâr önüne kattı beni ,
Uçuyorum ama kuş değilim, savuruluyorum.
Nefes alıyorum ama soluksuzum , daralıyorum.
Umut etmeyi umut etmek istiyorum.
Yarın yokmuş gibi dün olmamış gibi