Toprak beklemez, hayvan beklemez, bir insan bekler kader dediği çarkı. Ben kaderin çarkına mı teslim oldum, kendim mi kaderi yazıyorum karıştım kaldım. Şimdi bir akıntının içine bıraktım kendimi, çocuksu bir acizlik değil bu, bilgece bir ferahlık da olmasa gerek.
Bilmiyorum. Bilmek sevdasına kapılmış yarı cahilleriz hepimiz. Neyi bilmek istediğimizi bilmiyoruz. Üstelik "cahillik mutluluktur" lafını da pek havalı kullanıyoruz. Nedir cehalet? Neyi bilmeyince mutlu olacağız? Sadeliği bile çelişkilerimizle şişirip olmayan bir balona dönüştürmüşken nasıl mutlu olacağız? Olmadığımız birini oynarken neyin bilgisini satıyoruz ki?
... ne önemseyeyim insanoğlunu, ne de önemseneyim istiyordum. Yağmur gibi akıp gitsin üzerimden insana dair her şey. Ufak bir iz kabulümdür, ama yer etmesinler ruhumda.