Mutluluk olarak gördüğümüz bütün bu sevinç vesileleri çok kırılgan olabilir. O hâlde, mutluluğumuzun bu zayıf ipliğe bağlı olduğunu farzedersek, hakikaten mesut olma ümidi besleyebilmemiz mümkün müdür?
Mutluluk, her ferdin şiddetli bir arzuyla ulaşmaya çalıştığı bir idealdir. Fakat mutluluğu elde etmek sanki imkânsızmış gibi insan, hiçbir zaman kendini hakikaten mesut addetmez.
Hakikaten hür olanlar yalnız irade sahipleridir. Çünkü muhakemelerine ve fiillerine hâkimdir; fikirlerini, duygularını ve tahayyüllerini istediği gibi yönlendirir.
Fakat hayat bu kadar kirli değildir. Gördüğümüz rezilliklere rağmen birçok fazilet de vardır. Başkasından yardım beklemeyip kendi nefsimizi incelersek içimizde fazilete öylesine derin bir yatkınlık buluruz ki bütün ümitsizliklerimiz son bulur. İnsanlar kötü değildir, fakat kötü olmuşlar deriz. Deriz ki kötülük bir ârızadır, yani sonradan ortaya çıkan bir durumdur, mayamizda ise iyilik vardır.