Ah gençlik ah! Bir kızın rızasını kazanmak için düştüğün hâllere bak. Kızın asil sahibinin rızasını kazanmak için kımıldamamana ne diyeyim. Her şeyde bir hayır vardır. Sabır, beklenen taşların yerine oturmasıdır. Gönlünü taşın sahibine ver. O da sana istediğin gönlü versin.
Küçücük bir varlık olan insan yüreğine çöreklenen, adına "aşk" dedikleri melankolik bir cenderede bocalarken yoldan çıkabiliyordu. Allah sevgisini geçen bir sevgi ile kuluna bakınca imtihanı kaybediyor, nazara uğruyordu. Allah için sevmek, Allah yarattığı için güzel bulmak, niyeti doğrultmaktı. Yolu Allah'a götüren her sevgi, doğru sevgiydi. Yoldan çıkaran bir sevda yükünün altına girmek, intihar etmek gibiydi. Alaz, acı da olsa bu imtihanı kazanmıştı.
Daha düne kadar rotasız düşünceler içerisinde olan Alaz, anlamlı bir amaca sahip olmuştu. Yol onu nereye götürecek bilmiyordu. Sonucunu bilmese de güzeldi, bir hedef sahibi olmak. Güç, istikrar ve azim, ancak bir amaç uğruna harcanacak sermayeydi. Alaz, bu yolda bütün sermayesini harcayacak, her sabahın güneşi, onun için başka yerden doğacaktı. Uykuda bekleyen gönül duygusu, ilk ışıkla birlikte bilinmeze doğru kanat çırpacaktı. İnceden inceye sıçrayan kıvılcımlar içinde tutuşuyor, derin bir dehliz ve kötü bir son ya da bambaşka ufuklara
Gözümü kör eden, insan sevgisiydi. İnsanla kaybettiğim sevgiyi insanda bulamazdım. Yüreğime dolacak tek bir sevgi kalmıştı. Ben o sevgiyi burada buldum. İşte bu sevgi, beni ben etti.