Acı, varlığın en eski bilgisidir.
Henüz düşünce yokken vardı,
henüz dil oluşmadan önce bedene yazılmıştı.
Toprağın altında titreşen hücre de,
göğe bakan göz de
aynı sızının farklı biçimleridir.
Açlık bir öğretmen gibi dolaşır dünyada,
soğuk hatırlatır kırılganlığı,
korku hayatta kalmanın gölgesidir.
Canlı, bilmeden ister;
bilmeden yaklaşır, tutunur, çoğalır.
Bir başkasının yokluğundan varlık devşirir,
bir başkasının acısıyla sürdürür nefesini.
Bu yüzden hayat masum değildir,
ama suçlu da sayılmaz.
Sadece devam eder.
Ve insan,
acıya anlam arayan tek varlık olarak
onu azaltmakla değil,
onu fark etmekle ayrılır sürüden.
Fuat SÜRMELİ