“Şirin, insanlık her çağda aynı döngüyü yaşamıyor mu? Savaşlar,
açlık, yoksulluk... İnsanlar neden bu kadar acı çekiyor?
Teknolojide, bilimde, sanatta ilerliyoruz ama insanlığın çektiği
acılar hiç azalmıyor.”
Şirin, derin bir nefes aldı. “Belki de sorun, ilerlemeyi
yanlış yerde aramamızda. İnsanlık, dış dünyayı fethetmek
için çabalıyor ama kendi iç dünyasını anlamakta başarısız
kalıyor. Savaşlar, açgözlülüğün ve egonun bir sonucu. Yoksulluk
ise bence eşitsizliğin en acımasız yüzü. Oysa dünya,
herkese yetecek kadar kaynak sunuyor. Sorun paylaşmayı
bilmemekte.”
Şirin, kendi sanat anlayışını şöyle açıkladı:
“Sanat, insana bir ayna tutar. Hem güzellikleri hem de çirkinlikleri gösterir. Ama asıl amacı, bizi değiştirmek değil, bize
ne olabileceğimizi hatırlatmaktır.”
Ferhad, kendi yazıları üzerine düşündü.
“Yazmak da aynı,” dedi. “Bir hikâye yazarken, aslında insanın içindeki hikâyeyi anlatıyorsun. Bu hikâye, geçmişle geleceğin arasında bir bağ kurar.