Bireyselliğimiz bizim tek varlığımızdır. Onu güvenlik uğruna ya da tüm toplumun çıkarları uğruna değiş tokuş etmeye, elden çıkarmaya razı olanlar bulunabilir. Ama onu koruyan, hayatın buruk yollarında onu hep yanında taşıyan, sevgide, düşüncede ona sadık kalan, sabah yıldızınca kutsanır.
Ölüler neden tekrar hayata dönemiyor, bilmiyorum. Belki ölüm o kadar harikulade bir şey ki, bizim anlamadığımız o iyi nitelikleri nedeniyle onu hayata, sevdiklerine tercih ediyorlar.
Bazı bireyler için hayat çok sıkı bir cenderedir. Bu bireylerden bazıları, oflayıp puflayıp o cendereyi biraz genişletmeye çalışırlar. Bazıları da, kapağını aralayıp dışarıya hoplamaya uğraşırlar. İkiniz de gidiyordunuz. Sen durdun ve geri döndün, o gitti.
Yasemin aşırı hassas olmadan tatlıdır, mertçe tatlıdır, ödün vermeksizin tatlıdır. “Ben tatlıyım,” der yasemin. “Eğer beğenmeyen varsa, küçük oğluna almasın,” der. Kolay yayılır, ama usandırıcı değildir. Romantiktir, ama pek seyrek melankolik olur. Yaseminde yabani bir yaratığın zarafeti vardır. Kendi kendine yeterli, kabına sığmayan bir nitelik. Tropik gecelerde öten canlı bir saksafondur sanki.