Ölümü düşünmek ve dua etmek... Buna hala ihtiyaç duyanlar var, ve çanlar da onlar için çalıyor. Benim artık buna ihtiyacım yok, çünkü her an ölüyorum ben. Ve hiçbir anıya sahip olmadan yeniden doğuyorum. Bir bütün olarak yaşıyorum. Ama artık kendi içimde değil, dışarda olan her şeyin içinde...
Bu ağaç yeni açan yapraklarının titreyen nefesidir. İşte ben de bu ağacım. Bugün ağaç, bulut; yarın kitap ya da rüzgar. Okuduğum kitap, içtiğim rüzgar... Her şey dışarda, serseri gibi dolaşıyor.
Hiçbir ismim yoktu. Bugün, dünkü ismime ait hiçbir anım olmadığı gibi, yarın da bugünkü ismime ait hiçbir anım olmayacaktı. Eğer isim bir şeyse, eğer isim bizim dışımızda bize verilmiş tüm şeylerin bizden biçim bulduğu bir kavramsa, ve ismin olmadığı yerde herhangi bir kavram da şekillenemiyor ve isim olmayan şey içimizde adeta kör, belirsiz ve tanımlanamaz kalıyorsa, o insanların karşısında taşıdığım isim onların gözündeki dış görüntümün alnına bir mezar taşı yazısı gibi kazınsın, ve sonra onu rahat bıraksınlar.