Birinin gündelik hayatında yaptığı sıradan bir şeyin ölümden sonra ne kadar ağır olabileceğini tekrar tekrar yüze çarpan bir kitaptı.
Kitap, büyük trajedilerden çok, kimsenin üzerine düşünmediği küçük anların hesabını soruyor resmen. Bir cümle, bir bakış, ertelenmiş bir konuşma… Yaşarken önemsiz görünen bu ayrıntılar, ölümün ardından geri dönülmez birer yük haline geliyor.
Yakın zamanda (belki çokta yakın değil) kayıp yaşamanın verdiği etkiyle de durup durup, ağlaya ağlaya, yeri geldiğinde kitabın kapağını kapatıp çekip gittiğim anlarla dolu bir okuma süreci oldu. Yüzümde buruk bir gülümseme var, yazarı anlamış olmanın ağırlığına dair. Yazarın dili çok sade olsa da yeni kayıp yaşayan biri için anlamı fazla ağır olabilir.