"Bazen en kalabalık odalarda bile, bakışlarımızı yere düşüren o gizli yalnızlıkta çoğalırız."
Hangimiz gün içinde bu iki fotoğraf arasında mekik dokumuyoruz ki?
Bir an dünyanın bütün neşesine talip oluruz; bir sonraki an kendi iç denizimizde kopan fırtınalarla boğuşuruz.
Bu kareler bir kişiyi gösteriyor olabilir ama aslında aynaya bakan herkesin ortak hikâyesidir. Çünkü biz ne sadece dışarıya gülümseyen yüzümüzden ibaretiz ne de içimize kapandığımız o sessiz anlardan...
Biz, iki bakışın arasındaki o ince çizgide yaşayan; biraz umut, biraz kırgınlık, biraz da eksik kalmış insanlarız.
Fotoğraf donuktur. Ama insanın içinden geçenler hiçbir zaman öyle kalmaz.
Sahi, siz bugün akşama hangi bakışla şerh düştünüz?
Dünyaya gülümseyen bir beyanla mı, yoksa kendi içine katlanan bir sükûtla mı?