Adliye Dili ve Edebiyatı

Adliye Dili ve Edebiyatı
@FundaGibi
İlham aldığım kadar aforizma... Duygum kadar deneme yazılarım...
Zabıt Katibi
Çocuk Gelişimi-Adalet
Ankara
1988
139 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Funda'dan...
Puan vermedi·345 syf.··
2026 19. kitabı
​Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız ya da yeni bitirdiyseniz, şunu baştan kabul etmek gerekir: İncir Kuşları, kahvenizi yudumlarken keyifle okuyacağınız bir kitap değil. Sinan Akyüz, olayları ajite etmeden ama tüm çıplaklığıyla, adeta bir tokat gibi yüzümüze vurarak anlatmış. Kitabı okurken insanlığınızdan utanıyorsunuz. Yan komşunuzun, dün birlikte kahve içtiğiniz insanın bir gecede nasıl bir canavara dönüşebileceğini görmek dehşet verici. Suada’nın yaşadığı trajediyi okurken "Bu kadarı da kurgudur" demek istiyorsunuz ama bunun gerçek bir kadının anılarına dayanması kalbinize bir taş gibi oturuyor. ​Yazarın dili oldukça akıcı ve sürükleyici; ağır bir konuyu ajitasyona boğmadan, bir belgesel romancılığı titizliğiyle aktarmayı başarmış. Kitap bittiğinde içinizde derin bir hüzün ama aynı zamanda kadının gücüne, sabrına ve hayatta kalma iradesine karşı muazzam bir saygı kalıyor. Savaşın sadece cephede erkekler arasında geçmediğini, en ağır bedeli geride kalan kadınların ve çocukların ödediğini anlamak için okunması gereken, sarsıcı bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 201733,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Funda'dan...
Puan vermedi·162 syf.··
2026 18. kitabı
​Zamanından Önce Açılan Kapı: Kırk Oda ve Kalemimin Doğum Belgesi ​1000Kitap’ta paylaştığım kendime has aforizmaları, uzun edebi metinleri okuyanlar bazen şaşırarak soruyorlar: "Bunlar gerçekten sana mı ait?" Evet, bir bamyaya bile methiye düzecek, alelade görünen bir nesnenin arkasındaki o derin felsefeyi görecek kadar bana ait... Bugün bu kendime has yazıların, bu sıradışı bakış açısının ve gerilim tutkumun nereden geldiğini merak edenler varsa, onları ortaokul yıllarıma, bir okul kütüphanesinin tozlu raflarına götürmek isterim. ​Ortaokul sıralarındaydım. Ne bir rehberlik eden vardı ne de yaş uyarısı yapan... Kütüphaneden tamamen tesadüfen, bilinçsizce ve yaşımın çok üzerinde bir kitap alıp çıktım: Murathan Mungan’ın Kırk Oda’sı. Aslında yetişkin edebiyatına ait olan bu ağır, tekinsiz ve psikolojik gerilim yüklü eserin kapısını, o çocuk yaşımda araladım. ​Kitapta "Mavi Sakal" lakaplı o adamın kırk odalı sarayını okurken, çoğunluğun gördüğü o fiziksel masal ögelerinin çok ötesine geçmişti çocuk zihnim. O adamın, sarayına hapsedip üzerlerine kapılar kilitlediği kadınları sadece fiziksel olarak kesip biçtiğini değil; onların meraklarını, özgürlüklerini, benliklerini ve ruhlarını odalarda parça parça ederek nasıl "manevi cinayetler" işlediğini o yaşta hissetmiştim. Her karısının bir "suçundan", yani erkeğin otoritesine biat etmeyip kendi sınırlarını çizme arzusundan dolayı nasıl manevi olarak yok edildiğini gördükçe, çocuk kalbime hayatın ilk büyük sızısı düşmüştü. ​Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum: Bendeki o adalet arayışı, kadın dayanışmasına olan sarsılmaz inancım ve feminizm bilincim, o Mavi Sakal’ın şatafatlı hapishanelerinde ruhu nefessiz bırakılan kadınların feryadını o yaşta duymamla başlamış. ​Dahası, bugünkü yazın dilimin sırrı da o odalarda gizli.
Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20071,715 okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·160 syf.··
2026 17. kitabı
​Çocuk Kalbimin İlk Muhalefet Şerhi: Ekmekçi Kadın ​Ortaokul yıllarımdı... Hayatın girintili çıkıntılı yollarını, dünyanın o kadar da toz pembe olmadığını henüz tam manasıyla bilmediğim, masum bir çocukluk çağı. İşte o günlerde tanışmıştım Jeanne Fortier ile. Uğradığı o feci iftira, masumiyetinin üzerine vurulan o haksız leke ve adaletin gecikmişliği, çocuk kalbimde derin bir yara açmış, gözlerimi doldurmuştu. Bir insanın suçsuzluğunu haykırmasının ama sesini duyuramamasının ne demek olduğunu ilk o sayfalarda hissetmiş, haksızlığa karşı ilk büyük öfkemi o zaman kuşanmıştım. ​Yıllar geçti... Zaman beni büyüttü, şekillendirdi ve kaderin çok güzel bir tecellisi olarak beni bugün adaletin tam koynuna, bir adliye sarayına fırlattı. Gün boyu tutanaklara adaletin, suçun, beraatın ve hak arayışının kelimelerini geçiriyorum; ekmeğimi adaletin o zorlu çarklarının arasından kazanıyorum. ​Geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, ruhumuz daha o yıllarda kendi patikasını çiziyormuş. Ortaokulda Jeanne’ın adalet mücadelesine ağlayan o küçük kız, bugün adliyede adaletin yazıcısı olmuş. Meğer o dönem ruhuma dokunan, beni böylesine sarsan kitaplar, bugünkü hayatımın ve mesleğimin ilk tohumlarıymış. ​Ekmekçi Kadın, sadece dramatik bir anne hikayesi değil; bir çocuğun vicdan duvarına adalet duygusunun ilk harcını atan, haksızlığa karşı durmayı fısıldayan edebi bir eşiktir. ​Buradan 1000Kitap’taki kıymetli okurlara, özellikle de çevresinde, ailesinde ortaokul çağında (10-14 yaş) genci, çocuğu olan herkese seslenmek istiyorum: ​Çocuklarınıza bu kitabın yaş grubuna uygun (sadeleştirilmiş) versiyonlarını mutlaka okutun. Onların temiz zihinleri adaleti, merhameti, sadakati ve haksızlık karşısında eğilmemeyi bu yaşlarda, bu naif ama güçlü hikayelerle öğrensinler. Bırakın o yaşlarda kalpleri bu
Ekmekçi KadınXavier de Montepin · Sentez Yayınları · 2001384 okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:54
​Acımak, aslında bize çok tanıdık bir insan kusurunu yüzümüze vuruyor: Peşin hükümlülük. ​Zehra’yı okurken ilk başta ona kızıyoruz. "İnsan babasına karşı nasıl bu kadar taş kalpli olur?" diyoruz. Ama Reşat Nuri öyle dahi bir yazar ki, Zehra’nın çocukluk travmalarını önümüze serdiğinde ona hak vermeye başlıyoruz. Tam Zehra’nın tarafına geçmişken, bu sefer Mürşit Efendi'nin günlüğüyle bizi ters köşe yapıyor ve "Dur bakalım, madalyonun bir de diğer yüzü var" diyor. ​İşin Özü: Roman, hayatın siyah ve beyazdan ibaret olmadığını, gri alanların ne kadar can yakıcı olabileceğini anlatıyor. Haklı olmakla, şefkatli olmak arasındaki o ince çizgiyi gösteriyor. Zehra kusursuz bir öğretmen olabilirdi ama "acımayı" öğrenene kadar eksik bir insandı. Kitap bittiğinde boğazınızda bir düğüm kalıyor ve ister istemez kendinize soruyorsunuz: "Ben hayatımda kimi, arkasındaki hikayeyi bilmeden yargıladım?"
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·404 syf.··
2026 15. kitabı
Piyasadaki o "İçindeki gücü keşfet, evrene pozitif enerji yolla" tarzı içi boş kişisel gelişim kitaplarından sıkıldıysan, İyi Hissetmek sana ilaç gibi gelecektir. Çünkü arkasında klinik bir başarı ve bilimsel bir temel var. Kitap sana acımıyor ya da seni teselli etmeye çalışmıyor; eline çok net bir alet çantası veriyor. Özellikle "Üç Sütun Tekniği" gibi pratik egzersizler, zihnindeki o durmak bilmeyen olumsuz fısıltıları susturmak için birebir. Adeta kendi kendinin terapisti oluyorsun. Haklı çıkma arzun yerine, mantıklı kalma arzunu besliyor. Kitap oldukça kalın ve yer yer klinik vaka örnekleriyle biraz tekrara düşebiliyor. Bazı bölümlerde, insanın içindeki o yoğun, derin ve haklı hüznü biraz fazla "mekanik" bir şekilde çözmeye çalışıyormuş hissi yaratabilir. Duyguların bazen sadece yaşanması ve geçmesi gerekir; her an zihinsel bir muhasebe yapmak insanı yorabilir. ​Yine de, zihinsel bir detoksa ihtiyaç duyduğun dönemlerde baş ucunda durması gereken, altı çizile çize okunacak, gerçek bir kılavuz olacaktır.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma