“Bu arada o ucu kancalı ok kalbi parçalayıp çıktı, şimdi mesele, gençlikten gelen iyileşme gücünün nasıl harekete geçirileceğiydi? Kendime gerçekten cesaret verdim, hemen yapılması gereken ilk şey, ağlamayı, zırlamayı kesmekti, bunu fazlasıyla çocukça buluyordum. İyileşmek için ilk büyük adım buydu! Çünkü gecelerimin neredeyse yarısını kendimi büyük bir sabırsızlıkla bu acılara bırakmakla geçiriyordum; gözyaşlarım ve hıçkırıklarım yüzünden öyle bir noktaya geldim ki, yutkunamıyor, yemek-içmek zevki işkenceye dönüşüyordu, kendime yakın bulduğum kişi de acı çekiyor sanıyordum. Ortaya çıkan durum üzerine gittikçe daha çok hissettiğim kalp kırgınlığı yumuşamama kesinlikle izin vermiyordu; beni emzirilen bir bebek yerine koyup, bana karşı tam bir sütanne gibi davranış sergilemekten haz duyan bir kız uğruna uykumu, huzurumu, sağlığımı feda etmiş olmayı korkunç buluyordum.”