"Tanrım, saat gecenin üçü olmasına rağmen neden bu kadar çok ses var? Neden gecenin üçü hep daha ağır geliyor benliğime? Hiçbir şey düşünmek istemememe rağmen, neden aynı illetlerin içinde boğuluyorum?"
"İkimiz, sadece ikimiz ölüme ya da hayata kafa atabilir, bütün sevinçleri koltuk altlarımızda saklayabilir, bütün kaderleri omuzlarımızın üstünden kovabiliriz. Sevişmelerimiz dışında hiçbir şeyi ciddiye almayabiliriz. Öğünlerle ayırmadan, her saniye birlikte sevinebiliriz. İkimiz, sevişirken o kadar çok sevinebiliriz ki Tanrı'yı bile kıskandırabilir, dünyadaki düzeni altüst edebiliriz."
"Bir apartmanın yedinci katındayım, pencere açık, ayaklarım boşlukta... Sanki biraz daha uzansam boşluk diye bir şey kalmayacak. Caddeler, sokaklar, bütün bir şehir sessizlik içinde ama beynimin içi mahşer yeri.
Aylardan ocak, günlerden pazar ve hiçbir şeyim yok beynim ile kalbim arasındaki cinayet kavgasından başka. Hiçbir şeyim yok gecenin üçünden ve gecenin üçünde benliğimi intiharın çekiciliğine inandırmaktan başka."