YALNIZLIK MI? TEKBAŞINALIK MI?
Hayatımızın anlamını oluşturan şeyler başka olsa da, hayatın amacı mutluluktur. Mutlu bir yaşamın kendisi başlı başına varoluşun temelidir. ‘Olmak’ ile ‘var olmak’ farklı şeylerdir. Var olmak farkındalıkla gelişir. Farkındalık ise yalnız kalmayı zorunlu hale getiren en önemli öğedir. Burada sözünü ettiğim yalnızlık, sıradan insanın çürüten yalnızlığı değildir. Yalnızlıkla o kadar çok kalmalı ki; oradan tek başınalığın getireceği mutluluğu yakalayabilelim. Bu iki kavram çok farklı anlamlar içerir.
Yalnızlık negatif bir ruh hali içerir. Tek başınalık ise pozitiftir. Sözlüklerde aynı anlamda kullanılsa da hayattaki karşılığı öyle değildir. Bu durumun somutluğunu ancak tek başınalığın doruğuna ulaşmış insanlar yaşayıp görebilir.
Yalnızlık, daima bir başka yalnızı özleyen bir ruh halidir. Tek başınalık ise, sürekli olarak kendinle birlikte olmanın derin zevkini çıkardığın bir ruh halidir. Yalnızlık yürek yakan bir ıstıraptır, tek başınalık mutluluktur. Yalnızlık her an endişeli, önemli bir şeyi kaybetmiş gibi dalgın ve hüzünlü bir arayışın halidir. Hep bir şeyi kaçırmanın hayıflığını yaşar gibi, arzuyla arayış içindedir. Tek başınalık ise, dışarı adımını atmadan son derece doymuş, mutlu ve yaşamı bir kutlama halidir.
Yalnızlık, kişiyi hayatının merkezinden koparırken, tek başınalık seni hayatın merkezine köklemiş gibidir. Tek başınalıkta seçkinlik, zarafet ve derin bir tatmin atmosferi vardır. Yalnızlık sürekli bir şey arayışında olan bir dilencidir. Tek başınalık saf bağımsızlık iken, yalnızlık tamamen bağımlılıktır. Bir başkasına duyduğu ihtiyaç onu esarete mahkûm eder. Yalnızlığından kaçarken kendisi gibi mutsuz ve dilenci ruhlu bir başkasıyla birlikte olup ıstırabını ikiye katlar.
Tek başına olan ise, tek başınalığı yaşayıp tanımış