Zehra

Gün doğuşlarını ve gün batımlarını yeni bir bilinçle izlemeye başladım. Penceremden görünen limanın lacivert suları, ufuktaki minareler, gün boyunca değişen ışıklar yeni tatlar içeriyordu. N'yi sık sık ziyarete gidiyordum. Ona kitaplar götürüyordum. Onunla aramızda daha önce hiçbir varlıkla kurmayı başaramadığım bir özdeşlik gerçekleşiyordu.
Sayfa 65
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünyada kimsesi olmayan benim gibi biri için gaibe açılan bir kapı, tılsımlı bir eşik belirmişti. İçimi büyülü bir sevgi ve özlem dolu bir tanıma isteği doldurmuştu. Bir yolculuğun, beni ötelere çeken bir gezinin başlangıcındaydım. Hiçbir insanın, hiçbir varlığın dünyasına duymamış olduğum bu çekim türü beni ilk anda sarstı. Nedense ölümü düşündürdü.
Sayfa 63
"Kendimi bundan başka bir yerde düşünemiyorum." dedi. "Burası bana mutlak bir sığınak gibi geliyor. Dışarıda boğuluyorum. İnsanlar, olaylar, gürültü, patırtı. Adım uydurmama imkân olmayan başkalarının yaşamları...Başkalarının yaşamlarına ayak uyduramayacak kadar kendimle doluyum. Kendimle ya da sonsuzlukla." (alıntıda bahsi geçen yer, akıl hastanesi)
Sayfa 62
Neydi bütün bunların anlamı? Yaşamım boyunca gerçeği kendi içimde aramış olmamın mükafatıydı. Bu ve bilmek istemediğim, hiçbir zaman bilemeyeceğim başka anlamları vardı düşümün. Birçoklarının karamsarlığa sürüklendiği orta yaşta, ben atalarıma özgü bir bilgeliğe, sonsuz baharın sırrına ermiştim. Bu az şey değil.
Sayfa 44
Süreç. Süreç fikri. Her şeyi bir süreç olarak anlatabilirim. Delilik başka türlü anlatılamıyor. Bir coşku, bir çığlık, çağlayan, bir akarsu, bir oluşum olarak. "Varoluşsal" sözü, ukalaca bir söz, ama iyi bir söz. Varoluşsal -egzistansiyel- bir süreç. Süreç, çığlık, ses. Ancak o sürecin içinde devinen büyük kâinat nizamını, kıyameti ve yinelenen nizamı anlatmak ne zor.
Sayfa 21