Delilik Ülkesinden NotlarAyşe Şasa

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.744
Gösterim
Adı:
Delilik Ülkesinden Notlar
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752634886
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Ayşe Şasa, bireysel ve toplumsal hastalığının kesiştiği noktada, İbn Arabi'yle tanıştığını söylüyor. Muhtemelen reddettiği bir dünyayla tanışınca huzura yaklaştığını hissetti; yaşadığı kavmin reddettiği kesimiyle temasa geldi... Kendisini anlatan Ayşa Şasa dostumuzdan bizim de öğreneceğimiz vardır.
- İlber Ortaylı-
Esasen sinemacı olan Ayşe Şasa, denemelerinde görsel olan ile zihinsel olanı kendi gönül aydınlığında sentezleyerek ifade ediyor. Bu yaklaşım meselelere hem oldukça gerçekçi hem de metafizik açılımlar getiriyor. Yazıların etkisi samimiyetinde. Bu samimiyet yer yer müspet manada safiyete dönüşüyor. Bunca yıldır gögüs gerdiği hayatın ağır yüküne dayanmaktan oluşan bir temizlik, bir hayret. Günümüz entelektüel yaşamında az rastlanır bir meziyet.
- Mustafa Kutlu-
Ayşe Şasa, bir ermişin hayatını anlatıyor ipek kanatlı sayfalarda..
"Bu az şey değil."
- Hilmi Yavuz-
"Kâinatın sırlarına nüfuz etmek için akıl yetersizdir. Vardır, önemlidir, fakat yetersizdir."

Delilikler ülkesinden notlar
Ayşe Şasa
Çok güzel bir kitap
Otobüste kalabalık da trafikteyken ne kadar güzel cümleler kurabilirim bilmiyorum birde Sırf "O" tavsiye etti diye daha da güzel mi geldi acaba:)
Sonunda dahada güzelleşti ben bugün daha az sinirlendim mesela, karamsar bakış açımdan kurtulmayı ödev edindim.
Etrafıma bakarken aradığım güzellik olacak inşAllah.
Birde Rabbim hayretimi arttir duasını kattı bana.
Dilerim Hidayet hayatımız da baki olur...
Çok sevdiğim bir dostumun hediyesiydi. O kıymette aldım elime. Zaten kitap hediye eden kaç dostumuz kaldı ki? Kitabı okudukça kıymeti daha da arttı. Mutlaka okunmalı demiyorum bu sizin bileceğiniz bir iş. Ben okuyan mutlaka kıymetini bilmeli diyorum.
Hem psikoloji hem dini hem de edebi yönüyle beni çok etkileyen bir eser olduğunu söyleyebilirim. PDR öğrencisi olduğum için Ayşe Şasa’nın kendi psikolojik süreçlerini anlattığı satırları özenle okudum.
Bir kitapla değişen hayatlar beni hep etkilemiştir. Yine öyle oldu. İbni Arabi’nin kitabıyla hayatı değişen, karanlıktan aydınlığa çıkan Ayşe Şasa’nın kendi hayatını anlattığı eseri okunulmaya değer
Ayşe Şasa;hayatının her döneminde dışlanmış,bu dramatik sürecin sonunda şizofreni teşhisi konmuş,yaşadığı yalnızlık ve hastalık süresinden dolayı 25 sene sokağa çıkamamış,40 yaşında Muhyiddin İbn Arabi'nin FÜSÛSÜ'L HİKEM'i ile karşılaşmış ve bu okumalar sayesinde pençesinde kıvrandığı sinir hastalığından bütünüyle kurtulmuş bir kadın.Sonrasında da yolunu şaşırmış modern insanlara o yola sapmış ve geri dönmüş naçiz bir insan olarak doğru yolu işaret eden bir yol tabelası olarak görmüş kendini ve hayatını anlatmaya başlamış bir kadın.Bu kitap doktorunun yaşadığı hezeyanı kaydetmesini istemesi üzerine ortaya çıkmış.Kitapta bir yandan bu hezeyanları okurken bir yandan da kendisiyle yapılmış röportajları ve kendisiyle ilgili yazılmış değerlendirmeleri okuyoruz.Youtube da Ayşe Şasa'nın hayatı/Türk dünyasında kadın isimli trt avaz kanalının yayınladığı bir de yayın var.Lütfen bu 16 dakikalık yayını da izleyin ve kendisine bir Fatiha göndermeyi ihmal etmeyin.
"Bilirsiniz ya haller sirayet eder"sözleriyle yüreğime konuveren Ayşe Şasa'ya
Ayşe abla demek istiyorum müsadenizle(:.
Ona Ayşe hanım dersem aramızdaki samimiyete engel olmuş olacak hissiyatı içindeyim.Hani kitapları okurken yazarıyla konuştuğumuz söylenir ya her kitap için bu sözün geçerliliğinin olmadığını düşünüyorum ama "delilik ülkesinden notlar"'da Ayşe ablayla çok güzel ve özel anlar yaşadım.Kitabı analitik olarak incelemekten ziyade her zaman ruhsal incelemenin Içimde sirayet ettiğini görüyorum.

İçime sine sine,Içime aşk devşirircesine okudum,okudukça içinde bulunduğum dertlerin abartılı görüntülerinden utandım biraz da.Çünkü akılla imtihan anlıyorum ki bambaşka.

Şizofren bir bedenin Allahı tanıyamayan bir gönlün dervişliğe giden yolunda "bize Allah'ı tanıtmadılar,O'nu hissetmeden büyüdük"sözleriyle hayıflanmalarının verdiği hüznü iliklerime kadar hissettim.

Bu kitabı okurken balon gibi sönmüş bazı duygularıma Ayşe abla yeniden nefes üfledi,sönmüş balona verilen nefes gibi hislerimi, kalbimdeki coşkuyu yüreğinin Allah sevgisini yüreğime bir nakkaş gibi işledi de benim pili zayıflamış kalbimi adeta şarj etti , coşturdu yeniden..
Işte o an bir kez daha anladım ki bir kitap sadece sayfaların,kelimelerin olduğu basit bir maddeden ibaret olamaz

Bir kitap eğer gerçek bir aşk ile kendini arayan/anlamlandırmaya çalışan bir ruh ile yazılmışsa o kitap yeri gelir size mürşid olur.
Solan çiçeklerinizi her bir harfiyle yeniden sular can verir,can olur,canlara canan oldurur.

Bu kitap niçin okunmalı
Çünkü,
Nasıl bir nimet içinde yüzdüğümüzü göremiyoruz
Yalnız bunu görmek adına bile okunabilir!

Bu kitap niçin okunmalı
Çünkü
Biz sevdiğimizi gerçek manada seviyor muyuz?
Yalnız bunu belirlemek adına bile okunabilir?

Bu kitabı bilhasa kimler okumalı?
Tıbbı ikiye bölen şizofrenliğin tartışılan hallerine tanıklık etmek için evvela ilgi duyan herkes
Ve beraberinde
ruh hekimleri mesleki bakış açılarına katacak farklılık açısından mutlaka okumalı.Öyle ki tıp dünyası bu kitaptan sonra ikiye bölünmüş.Psikiyatristler tarafından Ayşe ablaya Şizofren teşhisinin konulmasına rağmen kitabı değerlendirmek amacıyla okuyan üç psikiyatrist Ayşe ablanın Şizofren olamayacağı iddiasındalar.

Şizofrenliğin biyolojik bir rahatsızlık olduğunu söyleyen hekimler bu hastaların inançla tedavi edileceğini reddedercesine fikirler beyan etmişler

Oysa kıymetli Ayşe Şasa hastalığını ibn-i Arabi'nin Fusus'u Hikem ile tedavi edildiğini ve nasıl etsekde bu bilgiyi benim durumumda olan herkese ulaştırabilsek heyecanı içinde, öylesine inanç dolu yüreğiyle bunları söylerken hekimlerin bu hususu kabul etmekte güçlük çekmelerini imani zaafiyet olarak değerlendiriyorum çünkü hastalığı veren yaradan onu istediği şekilde yeri gelir bir şahıs vesilesiyle,yeri gelir bir tek kelimeyle yeri gelir bir kitap ile tedavi etmeye şifalandırmaya muktedirdir,o halde bunca itiraz niye..!?

Zaten Ayşe abla harikulâde bir şekilde durumu izah ederek diyor ki aslında hastalanan ruhlarımız değil nefislerimiz,nefsi tedavi etmek lazım.

"şizofreni...ölümcül bir iletişimsizlik çukuru..Hiçliğin, karanlığın, saçmalığın alaca karanlık uğultusu"

Bu serzenişler ise ancak ve ancak tıbbın yanında güçlü bir iman desteğiyle tedavi olur ve kuvvet bulur,kitaptaki yolculuğum boyunca buna şahit oldum ve en yakın zamanda "Fusus'u"okumayı düşünüyorum.

Söylemezsem içimi kemirip duracak olan bir durum var ki Ayşe Şasa'nın eşi yine kendi gibi senarist ve beraberinde oyuncu olan Bülent Oran beyefendiyi hayat arkadaşına gösterdiği nezaket dolu sabrından dolayı takdir ve tebrik ettim okurken.Düşündüm ki Bülent bey Ayşe abla'nın bu zor rahatsızlığına sabretmesi beni bile hoşnut ettiyse ya Allah'ı nasıl memnun etmiştir kim bilir?Öyle değil mi!

Googleda fotoğraflarını incelerken denk geldiğim beraber çekildikleri siyah beyaz bir fotoğrafta
Bülent beyin Ayşe ablaya
sevgi dolu,
aşk dolu,
muhabbet dolu bakışına hayran hayran bakakaldım.

Günümüzde kilo aldı, görüntüsü bozuldu diye boşanmalar sudan sebeplerle ayyuka çıkmışken her birimize örnek bir kişilik Bülent Beyin davranışlarıyla şekillendirdiği bu tablo..
Çünkü Allah için bir muhabbet ancak böylesine sonsuz olabilir inancındayım,nefis hesabına olan herşey solmaya,yok olmaya mahkumdur..

Sevgi dolu kitapları sevgi dolu bu günlerde yarınlarda okumamız dileğiyle..

Öyle kitaplar okuyalım ve tercihlerimizi öyle dikkatli yapalım ki
Okuduğumuz her satır şifa olsun sadrımıza inşallah..
Otobiyografik bi kitap. Gercekten akıl hastanesinde kaldığı günlerden ve o anlarda ne hissettiginden ve neler düşündüğünden bahsediyor. Tasavvufla aklın zihnin yerine konduruluşunu konu alıyor. Gercekten ders alınması gereken bir hayat hikayesi. Tabiki önemli olan dersi kendi payımızca alıp hayatımıza aksettirmek.
Şizofreni teşhisi konulan Ayşe Şasa hanımın hastalık günlerini ve sonrasında İbn Arabi hazretlerinin Füsusul Hikem adlı eseriyle değişen hayatını okuyabilir; inanç ve inançsızlık, insan beyninin bilinmezliği ve mucizelerin gerçekliği üzerine uzunca tefekkür edebilirsiniz. Allah'ı reddederek, insanı merkezine alan sisteme meydan okuyan Ayşe Şasa hanım bence çağımızda anlaşılması gereken bir senarist, yazar. Bugün modern insanın çektiği anlam yoksunluğu ve ruhi sıkıntılar ancak bu kadar güzel açıklanabilirdi. Hastalığının acı günlerini dahi insanlara rehber olabilmek adına paylaşan Ayşe Şasa hanımı rahmetle anıyorum.
Kitap, Yazarın tuttuğu günlüklerden, çeşitli gazetelere dergilere yazdığı yazılardan ve kendisiyle yapılmış röportajlardan oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde hastalığının detaylarını aktarırken, ikinci kısımda kurtuluşunu anlatıyor diyebilirim. Bulmuş bir insanın kitabıdır Delilik Ülkesinden Notlar. Kitabı okurken aklıma Necip Fazıl ve Malcolm X geldi. Hepsinin ortak tabiri "karanlıktan aydınlığa çıkış". Necip Fazıl KISAKÜREK 30 küsur yaşlarda, Yazar kırkından sonra... Özetle;
Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış...
Ayse sasa nin kendisini anlattigi bu kitap da akil sagliginin ne kadar onemli oldugunu bir kez daha hatirlatti bana. Aklimiza her zamankinden daha fazla yatirim yapip sahip cikmaliyiz.
Einstein'in dünyaya dilini çıkaran fotoğrafı hep gözümün önünde. Hiçbir şey bilimin cinnetle olan gizli içsel akrabalığını bu kadar iyi aktaramaz.
"Okuduğum her satır yazının, izlediğim her kare filmin, düşündüğüm her düşüncenin gerçek ve canlı bir yaşantıya dönüştüğü ve beni yargıladığı geçitteyim. Bilgilerim bana karşı. Bilgilerim vicdan olup yargılıyor beni. Beynimdeki sinema ekranında, belleğim vicdanım oluyor. Düşüncelerimi yaşıyorum. Bir akarsu hızıyla düşüncelerim zaman ve uzam oluyor. Düşüncelerim, hayallerim yargılıyor beni. Bir insan teki olarak ne kadar çok günahım, ne kadar çok sevabım olduğuna şaşırıyorum. Bir günü beşyüz yıl gibi yaşamışım ve şuanda, çoğalıyor, çoğalıyor o yüzyıllar. Kendimin değil, belki de tüm insanlığın bilinçaltıyım."
"Sahiden bu yol üzerinden mi gidiliyor delilik ülkesine? Ne tür bir dünya var bu diyarın ardında?"
"Modernite, insanın teknolojiyi geliştirmesi, sonra da teknolojiyi geliştirdiği için müthiş bir kibre kapılmasıdır."
Son üçyüz yıldır dünyada barışı sürekli ihlal edenlerin bizler değil Batılılar olduğunu hatırlattıktan sonra şöyle demişti: "Bizler şamar yemiş bir büyük devletin adamlarıyız. Şamar yememiş birtakım büyük devletlerin bizim tecrübelerimize ihtiyaçları var."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delilik Ülkesinden Notlar
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752634886
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Ayşe Şasa, bireysel ve toplumsal hastalığının kesiştiği noktada, İbn Arabi'yle tanıştığını söylüyor. Muhtemelen reddettiği bir dünyayla tanışınca huzura yaklaştığını hissetti; yaşadığı kavmin reddettiği kesimiyle temasa geldi... Kendisini anlatan Ayşa Şasa dostumuzdan bizim de öğreneceğimiz vardır.
- İlber Ortaylı-
Esasen sinemacı olan Ayşe Şasa, denemelerinde görsel olan ile zihinsel olanı kendi gönül aydınlığında sentezleyerek ifade ediyor. Bu yaklaşım meselelere hem oldukça gerçekçi hem de metafizik açılımlar getiriyor. Yazıların etkisi samimiyetinde. Bu samimiyet yer yer müspet manada safiyete dönüşüyor. Bunca yıldır gögüs gerdiği hayatın ağır yüküne dayanmaktan oluşan bir temizlik, bir hayret. Günümüz entelektüel yaşamında az rastlanır bir meziyet.
- Mustafa Kutlu-
Ayşe Şasa, bir ermişin hayatını anlatıyor ipek kanatlı sayfalarda..
"Bu az şey değil."
- Hilmi Yavuz-

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Hasan Ergün
  • Halil İbrahim
  • Onuncu Köy Sakini
  • Serap Arslan
  • Rahile
  • Pınar Ön@L@N
  • ~ Merve Yıldırım ~
  • Aslihan kayhan
  • Yakuphan Güleç
  • Kundaktaki ermiş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%45.5
25-34 Yaş
%30.3
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.3
Erkek
%21.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.6 (20)
9
%22.2 (8)
8
%13.9 (5)
7
%0
6
%0
5
%5.6 (2)
4
%2.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0