Serap Kaya

Serap Kaya
@Kitapsevmek
21'inci yüzyılın ilk çeyreğinde, bencillik çok öne çıkmış vaziyette. Birey, kendisini her türlü hakka sahip olarak görüyor ve bu görüş, kendisine büyük bir özgürlük alanı açtığı vehmine kapılmasına sebep oluyor. "Ben her şeyi yapabilirim, buna hakkım vardır, bu imkanlar benim elimde olmalıdır." diyor. Ve bu imkânları kısıtlayan her şey, mesuliyet kavramının kapsamına giriyor. "Ben hiçbir şeyden mesul değilim.” anlayışı yaygınlaşıyor. Mesuliyetle bencillik veya bireysellik ters kavramlar... Peki, bu bencilliği kim öne çıkarıyor? Küreselciler öne çıkarıyor. Teknolojik imkânların ve haberleşme alanındaki gelişimin etkisiyle sermaye artık akışkan hale geldi. Küreselciler, kapital üzerinden para ve güç kazanıyorlar. Bunun için de kitleleri, her türlü mesuliyetten ârî, sadece kendisi için yaşayan, kendisi için isteyen ve tüketen bireyler haline getirmeye çalışıyorlar. Böylece bir fâsit daire oluşmuş vaziyette.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Dünyada da ve ülkemizde de mesuliyetin azaldığı ve mesuliyet ahlakının zayıfladığı yönünde bir şikayet dile getiriliyor. Yani insanlar, yol açabilecekleri acıları ve kederleri çok fazla hesap etmeden bir davranışta bulunuyorlar ve bu davranış, hiç umulmadık bir zamanda ve umulmadık bir zeminde, büyük kederlere ve acılara yol açabiliyor Sorumluluk, insanın üzerinde önemli bir yüktür. Dağların yüklenemediği emanetin insan tarafından yüklenildiği geliyor aklıma. İnsan, aslında sorumluluğa talip olan bir varlıktır. Yani dağların dahi yüklenemediği bir sorumluluğa talip olmuş bir varlık…
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Bizim için hayat, hikmetle doludur. Aidiyet meselesi de böyledir. Ait olunacak bir kapıya yönelmek gerekir. Bunun adı da Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'tir, İslam dünyasıdır. Yıllar sonra Beethoven‘la tanıştım. Hâlâ da merakla takip ederim. Onun senfonilerinde Bab-ı Muhammedî ‘yi yumrukladığını gördüm. Açıldı mı bilmiyoruz. Belki açıldı… Çünkü onun imtihanı çok müthiş. Müthiş bir musikişinas… Peki, ona o dehayı kim verdi ? O dehayı gösterme imkanını kim sağladı ? Ve en önemlisi, o dehanın vazgeçilmezi olan işitme hassasını kim aldı ? Buyurun.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Müslüman, hoş görmez; müsamahakâr davranır. Semahatle (cömertlik) davranır. Biz genellikle cömertliği, maddi olarak paylaşmak şeklinde anlarız. Oysa cömertlik sadece para vermek değil. Bazen inançlarınıza, itikadınıza ve davranış biçiminize aykırı bir hareketle karşılaştığınızda tepki vermemek, sabırla karşılayıp ıslah etmeye çalışmak da cömertliktir. Müsamaha budur.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
İslamiyet'te, bütün insanlar dünyaya fitraten İslam üzere gelirler. Bu, dünyaya "Tabula Rasa" (boş levha) olarak gelmediğimiz anlamına gelir. Fıtratımız, sevaba açık, küfre kapalıdır. Gerçek aidiyeti bulabilmemiz için kusursuz bir otoriteye tabi olmamız gerekir. Bir otoritede kusur gördüğümüzde, iç dünyamızda bir lekelenme olur. İman, sınırsız bir teslimiyettir. Büyüklerimiz, "İman, koca karı imanı gibi olacak." derlerdi. Yani sorgulamadan, tam bir sadakatle bağlanacaksın. Çoğu insan, "anlamadan sevemezsin," diye düşünüyor. Oysa tam tersi doğru olabilir: Sevmeden anlayamazsın. Anlamak, içine nüfuz edebilmek, hayret makamına geçebilmek için sevmen lazım. Ve bu ancak teslimiyetle olur.
Sayfa 31·Kitabı okuyor